TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI KAYNAK SİTESİ

Edebiyat'a dair her şey alikaramanhoca.com 'da

Üyelik Girişi
KAHRAMAN KADINLARIMIZ
TÜRK BASINININ TARİHSEL GELİŞİMİ
EDEBİYAT KONU ANLATIM VE SORU ÇÖZÜM VİDEOLARI
TYT-AYT ÖNEMLİ HATIRLATMALAR
SINIFLARA GÖRE DERS NOTLARI
TÜRKÇE (DİL VE ANLAM BİLGİSİ)

12.SINIF EDEBİYAT DERS NOTLARI (ŞİİR)

12. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ŞİİR ÜNİTESİ DERS NOTU

  • SAF (ÖZ) ŞİİR
    Saf şiirciler her türlü ideolojik eğilimin dışında kalıp okurda sadece estetik haz uyandıracak şiirler yazmayı amaçlamışlardır.
  • "Sanat, sanat içindir." anlayışıyla şiir yazmışlardır.
  • Bu şiir anlayışının öncüleri Ahmet Haşim, Yahya Kemal Beyatlı'dır.
  • Bu dönem şairleri şiirin bir dil ve yapı işçiliği gerektiği bilinci ile şiirlerini Ahmet Haşim ve Yahya Kemal'in oluşturdukları zemin üzerine kurmuşlardır.
  • Saf şiirciler, ölçüden ve uyaktan kopmadan şiirin konularını bireysellikle düşselciliğe yaslandırmışlardır.
  • Hece ölçüsünü kullanmışlar ancak şiirselliği hece kalıplarında ya da ölçü ve uyağın gücünde aramamışlar imgelere yönelmişlerdir.
  • Eserlerde içsel ve bireyci bir yaklaşımla evrensel insanı ele almışlardır.
  • Şiirde didaktikten uzak durmuşlar, müzikaliteden (musiki) yararlanmışlardır.
  • Şiiri anlaşılmak için değil duyulmak, hissedilmek için yazmışlardır.
  • Daha çok sembolizm akımından etkilenmişlerdir.
  • Aşk, ölüm, yalnızlık, metafizik gibi tüm insanlığı ilgilendiren konuları işlemişlerdir.
  • "Şiiri soylu bir sanat" kabul eden saf şiirciler dizeye çok önem vermişlerdir.
  • Hece ölçüsünü modern şiir geleneğine yaklaştırmışlar, ancak hecenin durak sınırlandırmasından da şiiri kurtarmışlardır.
  • İlk kez Ahmet Haşim tarafından oluşturulan Saf şiir (öz şiir) anlayışı Cumhuriyet Dönemi’nde de bazı şairlerle birlikte varlığını devam ettirmiştir.

CUMHURİYET DÖNEMİ'NDE SAF(ÖZ) ŞİİR TEMSİLCİLERİ

§ Ahmet Hamdi Tanpınar
§ Ahmet Muhip Dıranas
§ Asaf Halet Çelebi
§ Necip Fazıl Kısakürek
§ Cahit Sıtkı Tarancı
§ Ziya Osman Saba
§ Yaşar Nabi Nayır

 

 

ÖNEMLİ TEMSİLCİLERİ

NECİP FAZIL KISAKÜREK (1905 – 1983)

  • Şiirleri ve tiyatrolarıyla ün kazanmış usta bir yazardır.
  • “Büyük Doğu” ve “Ağaç” dergilerini çıkarmıştır.
  • Fransız sembolistlerinden ve halk şiirinden yararlanarak heceyle kendine has, başarılı şiirler yazmıştır.
  • İlk dönem şiirlerinden sonra mistik konuları, madde ve ruh ilişkisini, insanın evrendeki yerini konu edinen şiirler yazmıştır.
  • “Kaldırımlar” şiiriyle geniş bir kesim tarafından tanınmış ve sevilmiştir.
  • Şiirlerini “Çile” başlığı altında bir kitapta toplamış ve bu kitapta şiir anlayışını düzyazı olarak anlatmıştır.

Eserleri

Şiir: Örümcek Ağı, Kaldırımlar, Ben ve Ötesi, Sonsuzluk Kervanı,  Çile

Oyun: Bir Adam Yaratmak, Künye, Sabırtaşı, Tohum, Para, Nam-ı Diğer Parmaksız Salih,              Reis Bey, Abdülhamit Han, Ahşap Konak,  Siyah Pelerinli Adam

Öykü: Hikâyelerim

Roman: Aynadaki Yalan

Anı:  Yılanlı Kuyudan

 

AHMET HAMDİ TANPINAR (1901-1962)

  • Daha çok sembolist sayılabilecek musiki, his ve hayal ağırlıklı şiirler yazmıştır.
  • Şiirlerinde zaman kavramı üzerinde sıkça durmuştur. Onun eserlerinde zaman, basit bir süreklilik göstermez, çok katlı ve karmaşıktır. "Bursa'da Zaman" şiiri bu olgunun güzel bir örneğidir.
  • Şiirlerinde insan ruhuna, özellikle bilinçaltına ve zamana yer verişiyle, romanlarında işlediği konulara yaklaşır.
  • Kişilerin ön planda tutulduğu öykülerinin başkişilerinde kendi iç dünyasını yansıtmış, genelde kişilerin ruhsal çöküntüsünü, yaşamın gerçeklerinden çok iç benliklerine sığınışlarını sergilemiştir.
  • Düşünceye sık sık yer veren yazar, genellikle yaşadığı ıstırapları, umutlarını, özleyişlerini ve aşklarını dile getirmiştir.
  • Öykülerinde de zaman kavramı üzerinde sıkça duran Tanpınar, geçmişle içinde bulunulan zamanı bilinç-bilinçaltı çatışması biçiminde vermiştir.

ESERLERİ

Şiir: Şiirler

Öykü: Abdullah Efendinin Rüyaları, Yaz Yağmuru, Hikâyeler,

Roman: Huzur, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Sahnenin Dışındakiler, Mahur Beste, Aydaki Kadın

Deneme-Makale: Beş Şehir, Yahya Kemal, Edebiyat Üzerine Makaleler,             Yaşadığım Gibi

 

CAHİT SITKI TARANCI (1910-1956)

  • "Otuz Beş Yaş" şairidir.
  • İlk şiirleri temiz dili ve yeni buluşlarıyla edebiyat çevrelerinde ilgi uyandırmıştır.
  • İlk şiir kitabı "Ömrümde Sükut" 1933'te yayınlanmıştır.
  • GARİP akımından etkilenmiş, serbest şiiri denemiş, bir yandan da Baudelaire, Verlaine gibi Fransız şairlerden etkilenmiştir.Şiirlerinde en çok yaşama sevinci ve ölüm temalarına yer vermiş, nedense hep ölümün üstüne gitmiştir. Ayrıca yitik aşklar, mutlu sevdalar, yalnızlık, yaşadığı bohem hayatın buruklukları, çocukluk özlemi de şiirlerine konu olmuştur.
  • 'Sanat için sanat' ilkesine bağlı kaldı.
  • Vezin (ölçü) ve kafiyeden kopmamış; ama ölçülü veya serbest, her türlü şiirin güzel olabileceği inancını taşımıştır.
  • Açık ve sade bir üslubu vardır.
  • Çoğu gerçeğe bağlı olan mecazları, derin, karışık ve şaşırtıcı değildir.
  • Uzak çağrışımlara ve hayal oyunlarına pek itibar etmemiştir. Zaman zaman bazı imaj ve sembollere başvurmuştur.

ESERLERİ

Ömrümde Sükût, Otuz Beş Yaş, Düşten Güzel, Sonrası (1957, ölümünden sonra), Bütün Şiirleri (1983),

Peyami Safa Hayatı ve Eserleri

Ziya'ya Mektuplar (1957, ölümünden sonra)

 

AHMET MUHİP DIRANAS (1908 – 1980)

  • Ruhun iç yansımalarını işleyen lirik bir şairdir.
  • Ses uyumu ve söyleyişteki etkileyiciliğiyle kendi özgü bir şiir oluşturdu.
  • Sembolistlerin imgeyi şiirde kullanma anlayışını Türk şiirinde kullandı.
  • Kar, Olvido, Fahriye Abla şiirleriyle sevilmiştir.
  • Şiir ve oyunlar yazdı.

 

SERBEST NAZIM VE TOPLUMCU ŞİİR (1920-1960)

  • Dilin kalabalıkları harekete geçiren gücünden yararlanmışlardır. (Söylev üslubu)
  • Geniş kitlelere hitap etmek ve onları harekete geçirmek amacıyla yazmışlardır.
  • Şiir diline yeni ifade ve kavramları sokmuşlardır.
  • Toplumsal konuları dile getirmişlerdir.
  • Emek, sömürü, baskı, başkaldırı gibi konular öne çıkmıştır. Onlara göre sanatçı, toplumun ruh mühendisidir.
  • Toplum için sanat anlayışı esastır.
  • Şiirde daha önce işlenmemiş konuları işlemişlerdir.
  • Biçimden çok içeriğe önem vermişlerdir.
  • Serbest tarzda şiirler yazmışlar, serbest nazmı kullanmışlardır.
  • Şiirdeki paralellik, simetrik, ters simetrik akışlar Rus şiirinden özellikle de Mayakovski’den alınmıştır.
  • Fütürizmin (gelecekçilik) etkisi vardır.
  • En önemli temsilcisi, öncüsü Nazım Hikmet Ran’dır.
  • Diğerleri Aziz Nesin, Attila İlhan, Rıfat Ilgaz, Ceyhun Atuf Kansu, Arif Damar, Ahmed Arif, Ercüment Behzat Lav, Hasan İzzettin Dinamo Şevket Süreyya, İlhami Bekir Tez, Vedat Nedim Tör, Enver Gökçe, Şükran Kurdakul, Mehmet Başaran...

 

NAZIM HİKMET (1902 – 1963)

  • Sosyalist gerçekçi sanat anlayışının öncüsü olup, ilk şiirlerini ölçülü ve uyaklı yazmıştır.
  • Rusya’daki öğrenim yıllarında fütürist şair Mayakovski’nin sanat görüşünü benimsemiş, ölçülü ve uyaklı şiiri bırakmıştır.
  • Rusya’dan döndükten sonra öz, biçim ve tema bakımından yeni şiirleriyle serbest nazmın ve toplumcu şiirin ilk örneklerini vermiş; bu yönüyle pek çok şairi etkilemiştir.
  • Şiir dışında roman, tiyatro, masal, mektup gibi türlerde eserler vermiştir.
  • “Memleketimden İnsan Manzaraları” ve Kuruluş Savaşı’nı anlattığı “Kuvayı Milliye Destanı” önemli eserlerindendir.

Eserleri

Şiir: Güneşi İçenlerin Türküsü, 835 Satır, Varan 3,Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin Destanı, Kerem Gibi, Taranta Babu’ya Mektuplar, Memleketimden İnsan Manzaraları, Kuvayı Milliye Destanı

Tiyatro: Kafatası, Yusuf ile Menofis

Roman: Kan Konuşmaz, Yeşil Elmalar, Masal, Sevdalı Bulut, Mektup, Kemal Tahir’e Mahpushaneden Mektuplar

 

Serbest Nazım Nedir?

Genellikle ölçü ve kafiyeye bağlı bulunmayan, dizelerindeki hece sayısı değişik olan şiirlerdir. Serbest nazımlarda ahenk aliterasyon ve asonanslarla sağlanır.

 

                ATTİLÂ İLHAN (1925-2005)

  • Mavi dergisinde yazdığı şiirlerle II. Yeni şiirinin toplumla ilgilenmeyen bazı şairlerinin bu yanına karşı çıktı.
  • Şiir, senaryo, deneme, gezi ve roman alanında eserler vermiştir.
  • Toplumsal gerçekçiliğinin yanı sıra gelecek güzel günlerin iyimser romantizmini de taşıyan şiirler yazmıştır.
  • Şiirlerinde halk şiirinden, divan şiirinden de etkilenmeler görülür.
  • "Sisler Bulvarı" adlı şiiriyle yeni konulara, zengin imgeler ve egzotik tasvirlere yönelmiştir.
  • Özgün bir tarz oluşturmuştur; toplumcu ve şiire yeni boyutlar kazandırmıştır.
  • Romanlarında da yakın tarihi, çağdaşlaşma sürecindeki okumuş aydın insanları ve sorunlarını işlemiştir.
  • Şiirin gösterişli imgelerden oluşamayacağını belirtti.
  • II. Yeni şiirini toplumcu gerçekçi olmamakla suçladı. Anlaşılmaz imgelerle şiir yazmalarını eleştirdi.
  • Şiirleri liriktir.
  • Şiirlerinde derin bir hayal örgüsü vardır.
  • Şiirlerinde toplumsal olaylar destansı bir nitelikte işlenir.
  • Kişisel ve toplumsal ana duyguları imge zenginliği içinde ve değişik müzikler yaratarak verir.
  • Şiirlerinde barış, özgürlük, adalet, halkçılık, insan sevgisi, gelecek umudu gibi toplumsak konuları işlediği gibi; bunalım, yalnızlık, aşk, umutsuzluk, ölüm… gibi bireysel konuları da işlemiştir.

Eserleri:

Şiirleri:  Duvar, Sisler Bulvarı, Yağmur Kaçağı, Ben Sana Mecburum, Belâ Çiçeği, Yasak Sevişmek,  Böyle Bir Sevmek, Elde Var Hüzün, Korkunun Krallığı

Romanları: Sokaktaki Adam, Kurtlar Sofrası, Bıçağın Ucu, Sırtlan Payı, Yaraya Tuz Basmak, Fena Halde Leman, Dersaadette Sabah Ezanları, Karanlıkta Biz

Gezi: Abbas Yolcu, Batı’nın Deli Gömleği

Deneme ve Anı: Hangi Batı,  Hangi Atatürk, İkinci Yeni Savaşı, Sağım Solum Sobe, Hangi Edebiyat, Hangi Küreselleşme, Aydınlar Savaşı, Hangi Laiklik, Ulusal Kültür Savaşı

Senaryoları: Kartallar Yüksek Uçar, Yarın Artık Bugündür, Yıldızlar Gece Büyür, Sarışın Kurt (son senaryosu)

 

MİLLİ EDEBİYAT ZEVK VE ANLAYIŞINI SÜRDÜREN ŞİİR (1920-1950)

  • Kurtuluş Savaşı’nın etkilerinin sürdüğü dönemde ortaya çıkmış, dünyadaki milliyetçilik akımından etkilenmiştir.
  • Kaynağı halk şiiri olup genellikle vatan ve millet sevgisini işler.
  • Millî konulara yer verilmiştir, millî hisler ön plândadır.
  • Milliyetçi bir yapısının olması nedeniyle Türk diline büyük önem verilmiştir.
  • Hece ölçüsü kullanılmıştır.
  • Şiirlerde halk arasından seçilmiş sıradan insanlar vardır.
  • Bu dönem şairleri Batı edebiyatından da etkilenmişlerdir.
  • Şairler şiirlerini; Kültür Haftası, Hisar, Çınaraltı gibi dergilerde yayımlamışlardır.

 

Temsilcileri:

  • BEŞ HECECİLER
  • AHMET KUTSİ TECER
  • ARİF NİHAT ASYA
  • KEMALETTİN KAMU
  • ÖMER BEDRETTİN UŞAKLI
  • ORHAN ŞAİK GÖKYAY
  • ZEKİ ÖMER DEFNE
  • BEHÇET KEMAL ÇAĞLAR
  • HÜSEYİN NİHAL ATSIZ
  • NECMETTİN HALİL ONAN
  • NİYAZİ YILDIRIM GENÇOSMANOĞLU
  • ŞÜKUFE NİHAL BAŞAR

 

AHMET KUTSİ TECER

  • İlk şiirlerinde romantik aşkları, ölüm, yalnızlık ve hüzün gibi bireysel temaları işlemiş, daha sonraları halk kültürünün zengin kaynaklarıyla tanışmasıyla biraz da dönemin havasına uygun olarak ülke ve toplum sorunlarına yönelmiştir.
  • Şiirlerinde yer yer Anadolu halk motiflerini işlemiş, lirik ve memleket şiirleriyle tanınmıştır.
  • Hece ölçüsüne yeni biçimler aramış, Batılı şiir anlayışından âşık tarzı söyleyişlere yönelmiştir.
  • Türk halk şiirinden yararlanarak şiirler yazmıştır.
  • "Neredesin" şiiriyle tanınmış ve sevilmiştir.
  • Âşık Veysel'i edebiyatımızda tanınmasına katkıda bulunmuştur.
  • İlk ve en önemli oyunu Köşebaşı'nda Batı'ya özenenleri eleştirir.
  • Çoğunluğu dergilerde olmak üzere Halk edebiyatı ve folklor konularında çeşitli incelemeleri de vardır.

Eserleri:

Şiir: Şiirler

Oyunları: Koçyiğit Köroğlu, Köşebaşı, Satılık Ev, Bir Pazar Günü

ARİF NİHAT ASYA (1904-1975)

  • Milliyetçi şiirleriyle tanınan ve Adana'nın kurtuluş günü olan 5 Ocak günü yazdığı ünlü "Bayrak" şiirinden dolayı "Bayrak şairi" olarak da anılan Türk şairdir.
  • Halk ve divan şiir biçimlerinin yanı sıra modern şiir biçimlerini de kullanmıştır.
  • Aruzla başladığı şiirde rubailer, gazeller yazdı.
  • Özellikle rubailere büyük önem verdi. Rubailerden oluşan beş ayrı kitap yayınladı.
  • Milliyetçi şiirleriyle dikkat çeken Arif Nihat Asya, yurdun güzelliklerini, doğasını anlatan, kimi zaman yergici ama Türklüğü yücelten şiirleriyle de bilinir.
  • Fikrin ağır bastığı şiirlerinde milliyetçilik konusu büyük bir yer tutar.
  • Çok renkli ve değişik biçimli şiirler yazmış olan Asya, son şiirlerinde biraz da mistisizme yönelmiştir.
  • Şiirinde daima bir yenileşme çabası içinde olan şair, etkilerden uzak kalarak kendine özgü bol renkli şiir dünyasını yaratmıştır.

ESERLERİ

ŞİİR: Heykeltıraş (1924), Yastığımın Rüyası (1930), Ayetler (1936), Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor (1946), Kubbe-i Hadrâ (Mevlana üzerine, 1956), Kökler ve Dallar (1964), Emzikler (1964), Dualar ve Âminler (1967), Aynalarda Kalan (1969), Bütün Eserleri (1975-1977), Rubaiyyat-ı Ârif (rubailer, 1956), Kıbrıs Rubaileri (rubailer, 1964, 1967), Nisan (rubailer, 1964), Kova Burcu (rubailer, 1967), Avrupa'dan Rubailer (1969), Şiirler (Ahmet Kabaklı derledi, 1971)

MENSUR ŞİİRLERİ:  Yastığımın Rüyası, Ayetler

DÜZYAZI: Kanatlar ve Gagalar (özdeyişler, 1946), Enikli Kapı (makaleleri, 1964

 

GARİP AKIMI (1. YENİCİLER)

  • Bu topluluk, adını Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet ve Oktay Rifat'ın birlikte çıkardıkları Garip adlı yapıttan almıştır.
  • Vezin (ölçü) ve kafiyeye karşı çıkmışlardır
  • Günlük konuşma dilini şiire uygulamaya çalışmışlardır
  • Mecaza, süse ve yapaylığa karşı çıkıp yalnızlığa önem verdiler
  • Halk şiirinin anlatım ve deneyimlerinden faydalandılar
  • O güne kadar şiirimizde kullanılmayan birtakım sözcükleri kullandılar
  • Sıradan insanlar şiire konu olmuştur.
  • Yaşama sevinçlerini fazlasıyla şiire yansıtmışlardır
  • Kaynağını batı şiirinden alan Garip akımı eskiye ait olan her şeyin karşısında olup özellikle şairane söyleyişin karşısında olmuşlardır.
  • Şiirde söz ve anlam oyunları bırakılmıştır.

Temsilcileri: Orhan Veli, Melih Cevdet, Oktay Rifat  (OMO şeklinde aklınızda tutabilirsiniz.)

ORHAN VELİ KANIK (1914-1950)

  •  Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinde yeni bir çığır açan Orhan Veli, Birinci Yeni (Garipçiler) hareketinin en önemli ismidir.
  • Orhan Veli, Türk şiirinde Oktay Rifat, Melih Cevdet'le birlikte büyük bir atılım yapmış yeni bir anlayışın öncüsü olmuştur.
  • 1941'de GARİP adlı şiir kitabı ve yazdığı Önsöz'de Türk şiirine yepyeni bir hava getirmek gerektiğini savunur.
  • Orhan Veli’nin yazdığı önsözünde, “hece ölçüsü ve uyağın şiiri yozlaştırdığı” savunur, “şiirin insanın beş duyusuna değil, beynine seslenen bir söz sanatı olduğu” belirtir.
  • Şairaneliğe, edebi sanatlara, ölçü ve kafiyeye karşıdır.
  • Türk şiirini yıpranmış kalıplardan, klişe sözlerden kurtarıp sokağa, gerçek hayata, yapmacıksız ve doğal bir söyleyişle günlük yaşamın arasına taşımıştır.
  • Yalın anlaşılır, halk diliyle esprili, nükteli ve realist tarzda şiirler yazmıştır.
  • Onda nükteli realizm ve lirizm vardır.
  • "Yaprak" adlı edebiyat dergisini çıkarmış, La Fontaine'inkine benzer fabller yazmıştır.
  • Nasrettin Hoca fıkralarını nazma (şiir şeklinde) dönüştürmüştür.
  • Rumelihisarı’ndaki Aşiyan Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Eserleri

Şiir: Garip, (1941- O. Rifat ve M. Cevdet ile birlikte), Vazgeçemediğim (1945), Destan Gibi,1946), Yenisi (1947), Karşı (1949), Nasrettin Hoca Hikâyeleri (1949), Bütün Şiirleri (1951)

Düzyazı: Nesir Yazıları (1953), Edebiyat Dünyamız (1975), Bütün Yazıları (1982- 1. Cilt "Sanat Edebiyat Dünyamız", 2. Cilt "Bindiğimiz Dal")

 

 OKTAY RİFAT HOROZCU (1914-1988)

  • Orhan veli ve Melih Cevdet'le aynı yıllarda ün kazanan şair, Garip akımının öncülerinden olmuştur.
  • İkinci Yeni'ye katılarak ‘’İkinci Yeni" doğrultusunda soyut şiirler yazmıştır.
  • Yaşayıp Ölmek, Perçemli Sokak, Aşk ve Avarelik Üstüne... şiir kitaplarıdır. Romanları ve oyunları da vardır.

MELİH CEVDET ANDAY (1915-2002)

  • "Garip Akımı"na öncülük etmiş ve bu yolda ilginç buluşlara dayanan nükte ve yergi ağırlıklı şiirler yazmıştır.
  • 1954'ten sonra, toplumsal sorunlara ilgi duyan, doğa olayları karşısında düşünen, duygulanan şair, Oktay Rifat'ın aksine soyut şiire ilgi duymamıştır.
  • Rahatı kaçan Ağaç, Telgrafhane adlı kitaplar yanında romanları, oyunları, denemeleri vardır.
  • Kolları Bağlı Odyseus (mitoloji), Aylaklar (roman), Mikodonun Çöpleri (tiyatro) diğer yapıtlarına örnektir.

 

İKİNCİ YENİ ŞİİRİ VE ÖZELLİKLERİ

  • Türk şiirinde değişik imge, çağrışım ve soyutlamalarla yeni bir söyleyiş bulma amacında olan bir akımdır.
  • İmgeci bir şiirdir.
  • Günlük konuşma dili dışlanarak kurulu dilin yapısı bilinçli olarak bozulmuştur.
  • Şiir, diğer sanatlarla yakın ilişki içerisindedir.
  • Bilinçaltına yönelim vardır.
  • Dadaizm ve Sürrealizm akımları İkinci Yeni şiirine kaynaklık eder.
  • Bireyci bir şiir anlayışı hâkimdir.
  • Daha çok betimleme yöntemi kullanılır.
  • Nükte, şaşırtmaca ve tekerlemelerden uzaklaşılmıştır.

TEMSİLCİLERİ

İlhan Berk

Turgut Uyar

Ülkü Tamer

Sezai Karakoç

Edip Cansever

Cemal Süreya

Ece Ayhan

(ECE SÜT İ) 

 

SEZAİ KARAKOÇ (1933-…)

  • İkinci Yeni şiir anlayışını, geleneğe ve İslam düşüncesine bağlayan bir şairdir.
  • Türk şiirini metafizik bir esasa oturtan şair Sezai Karakoç'tur. Sezai Karakoç, bunu modern şiirin diliyle yapmıştır.
  • "Mona Rosa" adlı şiiri ona büyük ün kazandırır. Eser, edebiyatımızın çağdaş anlamda "Leyla ve Mecnun"u sayılır.
  • Modern sanattaki soyutlamanın İslam anlayışına uygun olduğu düşüncesindedir ve şiirlerini bu yönde geliştirmiştir.
  • Geleneksel şiire de yaklaşır, ancak dili farklıdır. O, modern şiirin diliyle şiirlerini yazmıştır.
  • Diriliş adlı dergiyi çıkardı.
  • 2011 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne edebiyat dalında Sezai Karakoç seçildi ancak ödülünü almaya gitmedi.

ESERLERİ

ŞİİR:  Körfez (1959), Şahdamar (1962), Hızır’la Kırk Saat (1967), Sesler (1968), Taha'nın Kitabı (1968), Kıyamet Aşısı (1968), Gül Muştusu (1969), Zamana Adanmış Sözler (1970), Şiirler,1975),Ayinler (1977), Leyla ile Mecnun (1981), Ateş Dansı (1987), Alınyazısı Saati (1989)

DENEME-İNCELEME:

  • Yunus Emre
  • Yazılar
  • İslam’ın Dirilişi
  • İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü
  • Mehmet Akif
  • Mağara ve Işık
  • Edebiyat Yazıları 1-2-3

EDİP CANSEVER (1928-1986)

  • II.Yeni akımının özgün örneklerini vermiştir.
  • Şiiri; hissedilen düşünülen ama başkalarına aktarılması kolay olmayan şeyleri anlatma çabası olarak görmüştür.
  • 1950’lerden başlayarak varoluşçuluk (egzistansiyaslizm) akımı etkisinde, kişinin sınırlı, tekdüze dünya kargaşasında yerini araştıran şiirden, düşünce payı ağır basan şiire geçmiştir.
  • Bu yüzden II. Yeniciler arasında düşünce şairi olarak nitelendirilir.
  • Bir ara şiirde yeni arayışlara yönelmiş ve tiyatrodan esinlenen diyaloglar kullanmıştır.

ESERLERİ

• İkindi Üstü

• Dirlik Düzenlik

• Yerçekimli Karanfil

• Umutsuzlar Parkı

• Petrol

• Nerde Antigone

• Tragedyalar

• Çağrılmayan Yakup

• Kirli Ağustos

• Sonrası Kalır

• Ben Ruhi Bey Nasılım

• Sevda ile Sevgi

• Şairin Seyir Defteri

• Yeniden

• Bezik Oynayan Kadınlar

• İlkyaz Şikâyetçileri

• Oteller Kenti

 

 

TURGUT UYAR (1927-1985)

  • Ölçülü, uyaklı, hece vezniyle şiirler yazmıştır.
  • Hem geleneksel Türk şiiri hem de Batı kaynaklı şiiri deneyerek yazmıştır.
  • İlk şiirlerinde kişisel yaşantısının ve çevresinin izdüşümleri üzerinde durulmuş; sonraları “toplumla ve törelerle çatışan bireyin yenilgisine yakılmış ağıtlar” denilebilecek şiirler yazmıştır.

ESERLERİ

• Arz-ı Hal

• Türkiyem

• Dünyanın En Güzel Arabistanı

• Tütünler Islak

• Her Pazartesi

• Divan

• Toplandılar

• Kayayı Delen İncir

• Dün Yok mu?

• Büyük Saat (Son yazdıklarıyla birlikte bütün şiirleri

• Göğe Bakma Durağı

 

DİNİ DEĞERLERİ, GELENEĞE DUYARLILIĞI ve METAFİZİK ANLAYIŞI ÖNE ÇIKARAN ŞİİR

  • Türk Edebiyatında özellikle divan ve tekke şairleri tarafından yazılan tasavvufi eserler yüzyıllardır süregelen dinî değerleri, geleneğe duyarlığı ve metafizik anlayışı öne çıkaran bir şiir geleneği oluşturmuştur. Bu gelenek Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatında da devam etmiştir.
  • Şairler, geleneksel unsurları modern şiir biçimleri ile sentezlemişlerdir.
  • Sezgicilik ve mistisizm akımlarının etkisiyle metafizik ve dinî konuları ele almışlardır.
  • Geleneksel Türk-İslam kültür, sanat ve edebiyat birikimlerinden değişik şekillerde yararlanmışlardır.
  • Necip Fazıl Kısakürek ve Asaf Hâlet Çelebi Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinde dinî duyarlılıkları şiirine yoğun bir şekilde yansıtan ilk isimlerdir. Özellikle Necip Fazıl mistik şiire gerçek anlamda yön veren isimlerden biri olmuştur.
  • 1960-1980 yılları arasında ise Sezai Karakoç başta olmak üzere Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, Ebubekir Eroğlu, İsmet Özel gibi sanatçılar dinî içerikli şiirlere imza atmışlardır

MİSTİK ŞİİR NEDİR? ÖZELLİKLERİ

Cumhuriyet Dönemi Türk şiirindeki önemli anlayışlardan biri de mistik şiirdir. Metafizik düşünceleri şiirin merkezine yerleştiren bu anlayış, akıl yoluyla elde edilemeyen bilgileri, kalp ve sezgi yoluyla elde etme yöntemi olarak tarif edilir. Gerçeklik, varlık ve yokluk, din-insan ilişkisi ve öte dünya kavramları mistisizmin tartıştığı konular arasındadır. İnsanın iç dünyasının ihmal edilemez olduğunu savunan bu anlayış, mutlak hakikati güzellik yoluyla aramaktadır. Sezgicilik akımı, Türk edebiyatında Cumhuriyet Dönemi’nde mistik şiirin gelişiminde etkili olmuştur.

CAHİT ZARİFOĞLU (1940-1987)

  • Garip dışında yeniliği sürdüren 1960 sonrası mistik duyarlılıkla şiir yazmayı sürdüren sanatçılarındandır.
  • Üniversite yıllarında çeşitli dergilerde yayımlanan şiir ve yazılarıyla tanınan Zarifoğlu; şiir, hikâye, günlük, roman, deneme, masal ve tiyatro gibi birçok türde eser verdi. Benlik, varoluş sorunu, Doğu-Batı çatışması, aşk, aile gibi soyut ve bireysel temalı ilk şiirlerinden sonra Allah ve Peygamber sevgisi ön plana çıkardığı dinî-tasavvufi (içe dönük) şiirler yazdı.
  • Kendine has bir şiir diliyle imgeli, kapalı şiirler yazmıştır.

Eserleri: İşaret Çocukları, Yedi Güzel Adam, Menziller, Korku ve Yakarış; İns, Serçekuş, Ağaçkakanlar, Katıraslan, Yürek Dede ile Padişah, Motorlu Kuş…

 

ERDEM BAYAZIT (1939-2008)

  • Mistik şairlerden biridir, İkinci Yeni’nin anlatım olanaklarını İslami öğelerle birleştirerek geliştirmiştir.
  • Birçok şiirinde İslami bir duyarlılık olan şair tasavvuftan çokça yararlanmıştır. En ünlü şiiri Sebep Ey’de her şeyin tek ve mutlak sebebinin Allah olduğunu dile getirir.
  • İslam estetiğinin biçimlendirdiği kapalı ve imgeci bir söylem ortaya koymuştur. Daha çok endüstri toplumunun parçaladığı insanı dinsel duyarlılığa davet eden şiirler yazmıştır.

Eserleri:

Şiir: Sebep Ey, Risaleler, Şiirler

Gezi: İpek Yolundan Afganistan’a

 

 

İKİNCİ YENİ SONRASI TOPLUMCU ŞİİR (1960-1980)

  • Türk şiiri 1960’lı yıllarda ülkedeki siyasi, ekonomik ve toplumsal gelişmelerin etkisiyle 1950’lerdeki İkinci Yeni şiir anlayışından uzaklaşır. Toplumcu gerçekçi şiir anlayışı Türk edebiyatında yeniden canlanmaya başlar. “Ant, Devinim, Halkın Dostları, Gelecek, Yansıma” gibi dergilerde yazan Ataol Behramoğlu, İsmet Özel, Süreyya Berfe, Refik Durbaş, Nihat Behram, Kemal Özer, Gülten Akın gibi şairler bu anlayışla eserler vermeye başlarlar.

ÖZELLİKLER

  • İdeoloji, 1960-1980 arasında yoğun olarak kullanılmış ve büyük bir propaganda şiiri ortaya çıkmıştır.
  • Şairler, genellikle Marksist dünya görüşünü, sosyalist siyaseti benimsemişler ve eserlerini bu doğrultuda vermişlerdir.
  • Halkı aydınlığa çıkarma iddiasında olan bu şairler, “toplum için sanat” anlayışıyla şiirlerini yazarlar
  • Dönem şairleri, “umut, yaşama sevinci, sorgulama, isyan, devrim ve direnme” gibi temalar üzerinde durmuştur.
  • “Halk, işçi sınıfı ve kentleşme sorunlarını; kadın ve kadın haklarını” şiirlerinde işlemişlerdir.
  • Toplumsal dayanışma, örgütlülük şiirlerde kutsallaştırılır.
  • İkinci Yeni doğrultusunda eserler veren şairlerde "kapalı bir anlatım" görülürken, İkinci Yeni Sonrası Toplumcu şairlerde "açık bir anlatım" görülür.
  • Bu anlayıştaki şairler biçimden çok içeriğe (anlama) önem vermişlerdir.
  • İçerikte Nazım Hikmet'in etkisinde kalmışlardır.
  • Daha etkili bir dil kullanabilmek için “slogan üslubu” şiirlerde kullanılmıştır.
  • Şiirin ses, ritim ve ahenginde değişmeler görülür.
  • Şiirde uzak çağrışımlara yer verilmemiştir.
  • Şiir dili ve söyleyişinde aşırılıktan kaçınılmıştır.
  • Geleneksel söyleyişten faydalanma görülür.
  • Serbest nazım geleneği devam ettirilmiştir
  • Soyut bir şiir yerine somut bir şiir geliştirilmiştir.

TEMSİLCİLERİ:

İsmet Özel, Ataol Behramoğlu, Süreyya Berfe, Nihat Behram, Refik Durbaş, Gülten Akın, Özkan Mert ve Ahmet Oktay

ATAOL BEHRAMOĞLU (1942-…)

  • İlk şiiri 1960 yılında Varlık dergisinde yayımlanmıştır.
  • İlk şiirlerinde İkinci Yeni’nin etkisi görülürken daha sonraki şiirlerinde toplumcu gerçekçi şiir anlayışına bağlıdır.
  • Papirüs, Şiir Sanatı, Yeni Gerçek gibi çeşitli dergilerde şiirleri yayımlanmıştır.
  • Yeni Gerçek adlı dergiyi, İsmet Özel ile birlikte Halkın Dostları dergisini çıkarmış, edebiyatın gelişmesine katkıda bulunmuştur.
  • Şiirlerinde toplum ve bireyi, yaşamın bütünlüğü içinde ele alır.
  • Şiirlerinin yanı sıra edebiyat ve kültür üzerine yazıları, hazırladığı antoloji ve çevirileriyle de tanındı Deneme, inceleme, anı, gezi, mektup, tiyatro türlerinde de eserler vermiştir.
  • Asya-Afrika Yazarlar Birliği 1981 Lotus Ödülü, 2002’de Türkiye P.E.N. Yazarlar Derneği “Dünya Şiir Günü Büyük Ödülü”, 2008’de Rusya Federasyonu’nca Uluslararası Puşkin Nişanı verildi.

Eserleri: Bir Ermeni General, Bir Gün Mutlaka, Kuşatmada, Dörtlükler, Kızıma Mektuplar, Eski Nisan, Sevgilimsin, Aşk İki Kişiliktir, Bebeklerin Ulusu Yok, Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var; Yaşayan Bir Şiir, Kardeş Türküleri; Büyük Türk Şiiri Antolojisi (2 cilt)

İSMET ÖZEL (1944-…)

  • İkinci Yeni sonrası toplumcu şiirin öncü kişilerindendir.
  • İlk dönem şiirlerinde "Marksist" düşünceden beslenir. Devrimci duygularla, emekçi sınıfın mücadelesini, haksızlıkları, halkın sorunlarını ve haksızlıkları işler. "Evet İsyan", "Geceleyin Bir Koşu", "Cinayetler Kitabı" isimli eserleri bu dönemin ürünleridir. Bu eserler, toplumcu şiir çizgisinde yazılmış şiirlerinin toplandığı kitaplardır.
  • İkinci dönem sanat anlayışında (1970'den sonra) toplumcu çizgiden ayrılıp mistisizm ve dini duyarlılığa yönelir. İnsanın varoluş sorunlarını irdeler. "Erbain" ve "Celladıma Gülümserken" bu dönemin eserleri olarak ön plana çıkar.
  • Türkçeye hâkimiyetiyle de ön plana çıkar.

Eserleri:

Şiir:

• Erbain

• Bir Yusuf Masalı

• Cinayetler Kitabı

• Evet İsyan

• Geceleyin Bir Koşu

• Celladıma Gülümserken

Deneme

• Şiir Okuma Kılavuzu

• Taşları Yemek Yasak

• Zor Zamanda Konuşmak

• Bakanlar ve Görenler

• Şairin Devriye Nöbeti

• Tavşanın Randevusu

  • Surat Asmak Hakkımız

 

SÜREYA BERFE (1942-…)

  • Bir yarışmada Kasaba adlı şiiriyle birincilik kazanınca dikkatleri üzerine çekti. Bu şiirinden sonra II. Yeni anlayışından uzaklaşarak toplucu gerçekçi şiire yöneldi.
  • Şiirlerinde “tabiat” öne çıkar.
  • Anadolu’nun köylerinde tanıklık ettiği olayları toplumcu bir bakış açısıyla dile getirmiştir.

ESERLERİ

• Gün Ola…

• Savrulan

• Hayat ile Şiir

• Ufkun Dışında

• Kalfa

• Nâbiga

• Seni Seviyorum

Çocuk kitapları

• İlkokullar İçin Matematik

• Çocukça

• Eksik Alfabe

1980 SONRASI TÜRK ŞİİRİ

  • 1980 sonrasında yaşanan sosyal, siyasi ve ekonomik olaylardan Türk edebiyatı da derinden etkilenmiştir. Bu dönemde toplumcu gerçekçi anlayışı egemenliğini yitirmiş, bireysel eğilimler çoğalmıştır. 1980 sonrası Türk şiirinde ortak bir poetikası olan, belirli bir eğilim ya da edebî topluluk oluşmamış; yeni arayışlar içine giren şairler, şiirlerini bireysel olarak dergilerde yayımlamışlardır. Bu dönemde dergiler, Türk şiirinin gelişiminde önemli bir işleve sahiptir.
  •  Baki Asiltürk, “Türk Şiirinde 1980 Kuşağı” adlı kitabında 1980 sonrası şiiri şöyle tasnif eder: “İmgeci Şiir” , “Anlatımcı Şiir”, “Gelenekselci Şiir”, “ Toplumu Gerçekçi Şiir”,“Yeni Garipçi Şiir”, “Folklorik-Mitolojik Şiir”, “Metafizik Şiir”...
  • Bu dönemde Haydar Ergülen, Hüseyin Atlansoy, Seyhan Erözçelik, Lale Müldür, Ahmet Erhan ve Küçük İskender gibi şairler şiirin hareketliliğini sağlamışlardır.
  • 1980 Sonrası Şiirinin Özellikleri:
  • Şiirlerde imgeye ve uzak çağrışımlara önem verilmiştir. Bu yönden şiirler, İkinci Yeni şiiriyle benzerlik gösterir.
  • İkinci Yeni Sonrası Toplumcu Şiirde olduğu gibi ideolojiyi şiirlerinde öncelikli bir öğe olarak görmemişlerdir.
  • Gelenekten etkilenmiştir.
  • İdeolojiden uzak bir şiir anlayışıdır.
  • Şiir, düz yazıya yaklaştırılmış; şairler, kapalı bir anlatım benimsenmişlerdir.
  • Bu dönem şairleri birlikte dergiler çıkarmışlardır.
  • 1980 şairleri için ortak bir anlayıştan çok, grupların ve kişilerin ayrı ayrı şiir anlayışlarından söz edilebilir.
  • Yazko Edebiyat, Üç Çiçek, Şiiratı ve Sombahar gibi dergiler bu dönemde etkilidir.

 

TEMSİLCİLERİ:

  • Abdülkadir Budak, Adnan Özer, Haydar Ergülen, Hulki Aktunç, Hüseyin Atlansoy, Veysel Çolak, Küçük İskender, Lale Müldür, Metin Cengiz, Nevzat Çelik, Sedat Umran,
  • Osman Konuk, Tuğrul Tanyol, Seyhan Erözçelik, Murathan Mungan 1980 sonrası Türk şiirinde öne çıkan şairlerdir.

 

 

 

1980 Sonrası Şiirin Önemli Temsilcileri

1. HAYDAR ERGÜLEN (1956 - …)

  •  Üç Çiçek dergisini çıkarmış, Şiiratı dergisinde emeği geçmiştir.
  • Aşk, kardeşlik, yaşantılar, çocukluk gibi konuları çoğunlukla imgeli ve mecazlı bir dille işlemiştir.
  • Alevi-Bektaşi şiir geleneğiyle birlikte Cemal Süreya ve Behçet Necatigil ile yakınlıklar kurmuştur.

Eserleri:

Şiir: Karşılığını Bulamamış Sorular, Sokak Prensesi, Kabareden Emekli Bir Kızkardeş, 40 Şiir Ve Bir.

 

2. HÜSEYİN ATLANSOY (1962 - …)

  • Mistik-metafizikçi yönü ağır basan bir şairdir.
  • Metropol hayatını ve ilişkilerdeki hızlı değişimi, konuşma dilinin imkânlarından yararlanarak ironik bir biçimde işlemiştir.
  • İlaç isimleri şiirlerinde bolca yer alır.

Eserleri:

Şiir:

• İntihar İlacı

• Balkon Çıkmazında

• Efendilik Tarihi

• İlk Sözler

• Şehir Konuşmaları

• Kaçak Yolcu

• Sebepsiz Hüzünler Sultanlığı

• Karşılama Töreni

• Gizleyen Özne

• Metropol İnsanları

CUMHURİYET DÖNEMİ HALK ŞİİRİ

  • Cumhuriyet Edebiyatı’yla birlikte halk kültürüne büyük önem verilmiş, folklor ve halk dili araştırmaları akademik kimlik kazanmıştır.
  • Bu dönemde halk şairleri toplumsal sorunlar karşısında halk bilincini ve halk bakış açısını yansıtmışlardır.
  • Bu dönem halk şairleri, şiirlerinde geleneksel konuların yanında güncel konuları da işlemişlerdir.
  • Halk şairleri usta-çırak ilişkisi içinde yetişmeye devam etmişlerdir.
  • Genel olarak saz eşliğinde şiir söyleme geleneğinin takipçisidirler.
  • Saz çalma geleneğine uymayıp sadece şiir yazan şairler de vardır. (Abdurrahim Karakoç gibi)
  • 19. yüzyıl halk şiirine göre Cumhuriyet dönemi halk şiirleri daha sade bir dille söylenmiştir.

Temsilcileri:

  • Âşık Veysel,
  • Abdurrahim Karakoç,
  • Âşık Mahzuni Şerif,
  • Âşık Feymani,
  • Şeref Taşlıova,
  • Murat Çobanoğlu
  • Neşet Ertaş
  • Yaşar Reyhanî

ÂŞIK VEYSEL (1894-1973)

  • 25 Ekim 1894 tarihinde Sivas’ın Şarkışla ilçesinde doğan Âşık Veysel Şatıroğlu, Türk halk ozanlarının son temsilcilerindendir.
  • Şarkışla’nın Sivrialan köyünde doğan ünlü ozan, çiftçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.
  • Yedi yaşında iken geçirdiği çiçek hastalığı sebebiyle sol gözünü kaybeden Âşık Veysel, yaşadığı talihsiz bir kaza sebebiyle de sağ gözünü kaybetti.
  • Gözleri görmeyen Veysel’e babası vakit geçirmesi için bir saz aldı. Veysel önce başka ozanların eserlerini sazı ile icra etti. Ardından kendi eserlerini üretmeye başladı.
  • 1933 yılında Ahmet Kutsi Tecer tarafından keşfedilerek Türk edebiyatına kazandırıldı.
  • Sade dil ve lirik bir söyleyişle şiirlerini söyleyen Veysel’in eserlerinde hayatın tüm renklerini görmek mümkündür.
  • Eserlerinde hüzün ile sevinç; iyimserlik ile umutsuzluk iç içedir.
  • Sadece hece ölçüsünü kullanmıştır.

Şiirleri:  Dostlar Beni Hatırlasın, Deyişler, Sazımdan Sesler şiirlerinin yer aldığı yapıtlardır.

 

NEŞET ERTAŞ (1938-2012)

  • Neşet Ertaş, 1938 yılında Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesinde doğmuş, 25 Eylül 2012 tarihinde vefat etmiştir.
  • Abdal müziğinin son temsilcisidir.
  • Ünlü Türk ozanı ”Bozkırın Tezenesi” lakabıyla da bilinir. Bu adı ona Yaşar Kemal takmıştır...
  • Bozlak formunun en önemli ustasıdır.
  • Babası Muharrem Ertaş’ı kendisine örnek almış ve onun yolunu kendine yol bilmiştir.
  • “Gönül” sözcüğünün geçmediği neredeyse bir tek türküsü yoktur.
  • Yoğun yöresel özellikleri ve baskın mahallilik unsurları ile donanmış bu müziği yöresinin dışına çıkarmış, ülke genelinde ve hatta yurt dışında bilinmesini ve tanınmasını sağlamıştı
  • Neşet Ertaş'ın sanatı; müziğin özünü, ruhunu kavrayan birinin, hiç bir yapmacıklığa tevessül etmeden, olduğu gibi kendini, kendi özünü ve hissettiklerini saza, söze dökmesidir.

Eserleri:

Şiir: Gönül Ne Gezersin Seyran Yerinde, Kendim Ettim Kendim Buldum, Zahidem, Gönül Yarası, Gitme Leylam, Gel Gayrı Gel

 

 


Yorumlar - Yorum Yaz
İSLAMİ DÖNEM İLK DİL VE EDEBİYAT ÜRÜNLERİ
TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERİ