TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI KAYNAK SİTESİ

Edebiyat'a dair her şey alikaramanhoca.com 'da

Üyelik Girişi
EDEBİYATIMIZIN ÖNEMLİ ESERLERİ, ESERLERİN YAZARLARI VE KAHRAMANLARI
ANLATICI BAKIŞ AÇISI

KURTULUŞ SAVAŞINI KONU ALAN ROMANLAR

KURTULUŞ SAVAŞINI İŞLEYEN ROMANLAR:

YABAN: YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU(
Türk edebiyatında aydın-halk arasındaki uçurumu açık bir şekilde ele alır.

Roman; Kurtuluş Savaşı yıllarında, Eskişehir'in sınırları içinde Porsuk Çayı'na yakın bir köyde yaşayan halkla buraya sonradan gelmiş İstanbullu bir "yaban"(Ahmet Celal)ı anlatır.

Roman anı/günlük biçiminde kaleme alınmıştır. Olaylar Kurtuluş Savaşı yıllarında geçmektedir. 'Yaban" edebiyatımızın tezli romanlarından biridir.

 Kahramanları: Ahmet Celal, Mehmet Ali, Emine, Salih Ağa ve Köylüler


VURUN KAHPEYE: HALİDE EDİP ADIVAR

KİTABIN KONUSU:

            Vurun Kahpeye adlı romanda Halide Edip Adıvar; Kurtuluş Savaşı yıllarını aydın kesimden biri olan Aliye Öğretmenin gözünden anlatır. İdealist bir karakter olan Aliye'nin köydeki çabaları, yaklaşan Yunan işgali, köy zenginlerinin ve imamın düşmana yardımcı olması ve Aliye'nin tüm bunlara karşı verdiği mücadele kitabın konusunu oluşturur.

 ROMANIN KAHRAMANLARI

 Aliye: İdealist ve vatansever bir aydın kişidir. Kanının son damlasına kadar, atalarından 5000 yıldır kendisine miras kalan değerleri savunmuş ve istiklali bir yaşam biçimi olarak kabul etmiştir. Eğitimsiz köylüyü eğitmeye çalışmış, fakat tek başına giriştiği bu mücadeleyi hayatını feda ederek tamamlamıştır.

 Tosun Bey: Vatansever bir komutan olarak, milletinin kendisine verdiği görevi sonuna kadar sürdürmüştür. Sahip olduğu az kuvvet ile, çok az cephanesini kullanarak düşmana karşı vatanını savunmuştur. Hainlerin düşmanla iş birliğine girmesi kendisinin işlerini iyice zorlaştırmıştır.

Ömer Efendi: Babacan ve gün görmüş bir karakterdir. Kaybettiği kızının yerine koyduğu Aliye'yi korumaya çalışmış fakat bunda başarılı olamamıştır. Düşmana karşı olması onun da işini zorlaştırmıştır.

Fettah: Köy imamı olan, ama dinle de vatanseverlikle de hiçbir bağı olmayan bir insandır. O dönemde yaşamış ajan din adamlarından biri olarak, kendisine vaat edilenler karşılığında halkı düşmanın istediği şekilde yönlendirmiş ve istediğini elde edemese de hainlikten vazgeçmemiştir.

 

ANAFİKİR:

Vatanın bağımsızlığı, milletin özgürlüğü Aliye ve Tosun Bey gibi vatanını ve milletini seven bu uğurda canlarını ortaya koyan kahramanlar sayesinde gerçekleşmiştir. Dış güçlere ve düşmanlara karşı kazanılan zafer; bağnazlık, yobazlık,  köhnemiş kurumlar ve eğitim sistemi düzeltilmeden kalıcı olmayacaktır.

Vurun Kahpeye romanında Millî Mücadele’yi farklı bir cepheden yansıtan Halide Edip, yurt toprağını düşman işgalinden kurtarmakla tam bağımsızlığın sağlanamayacağının, toplumsal yapıya sinmiş iç tehdit unsurlarını bertaraf etmeden bu mücadeleyi mutlak bir zafere dönüştürmenin mümkün olamayacağının altını çizer.”[3]

 ROMANIN ÖZETİ

İstanbul’dan Anadolu’ya gelmiş idealist bir öğretmen olan Aliye, öğretmen olarak görevlendirildiği bu kasabada kalabilmek için kendine bir ev aramaktadır. Çocuklara ders vermek için köyün okuluna gittiğinde okulun hizmetlisi Mehmet Efendi ve müdürden başka  kimseyi bulamaz. Aliye’ye Okulu tanıtırlar ve köyde nerede kalacağını göstererek onu Ömer Efendinin evine götürürler.

Aliye bu köhne köy evinde yaşamak zorundadır. Ev sahibi Ömer Efendi ve eşi Gülsüm halanın kızları ölmüştür. Bu bakımdan Aliye’ yi ölmüş kızlarının yerine koyarak onu çok sevmişlerdir. Aliye de bu yüzden kendini çok rahat ve güvende hissetmeye başlar.

İlk günlerinde utangaç ve çekingendir. Fakat okula başlayınca bu durumu üzerinden atarak öğretmenlik görevine büyük bir heyecanla başlar. Okulun ilk günlerinde köy ağasının oğlu, diğer bir çocukları hırpalayınca Aliye olaya müdahale eder. Aliye ağanın oğlunu azarlar ve “ Baban okula gelsin “ der. Ağanın oğlu kendisine diklenince Aliye onu okuldan kovar.  Ağanın oğlunun sınıftan kovulması köyde büyük bir yankı yapar. Ağanın ve köydekilerin tepkisini duyunca “Toprağınız toprağım, eviniz evim; burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım; vallahi ve billahi!” diye yemin eder.

Kasaba halkı Aliye’nin modern görünüşünden rahatsız olur ve ama Aliye’nin çocuklara yardım etmek amacıyla geldiğini öğrenince tutumları değişmeye başlamıştır. Aliye dedikodulara rağmen şevkle çalışmaya, çocuklara marşlar öğretip bayraklarla köy yolunda dolaştırıp milli marşlar söyletmeye başlamıştır.  

Bu arada Ferit Paşa hükümetine bağlı olanlar, Hacı Fettah Efendi başkanlığında Aliye hanıma cephe almaya başlamıştır. Yunanlılar köye yaklaşmışlardır Köyün düşman tarafından işgali artık an meselesidir. Köyün imamı ve köyün zenginlerinden birkaçı alçakça düşmana yardım etmeye başlamıştır. Köy imamı, genç ve güzel Aliye'nin güzelline kapılıp onu değişik yollardan elde etmek için düşmanla iş birliğine girmiştir. Düşman köyü işgal ettiğinde Aliye de ona kalacaktır.

Kumandan Tosun Bey ise, düşmanın gidişatını yavaşlatmak için elinden geleni yapıyordu. Fakat köyde neler olup bittiğinden habersizdi ve arkasında dönen hain dolaplardan haberi yoktur.


YORGUN SAVAŞÇI: KEMAL TAHİR
Yorgun savaşçı, Kemal Tahir’in  1965 yılında ilk baskısı yapılmış olan tarihi ve bir dönem romanıdır.
Roman, 1920 de imzalanan mütareke yılları ile Aznavur İsyan’ın bastırıldığı ve Batı Cephesinde Yunan İşgaline karşı direnişin başladığı döneme kadar ki millî mücadele yıllarını Osmanlı yüzbaşısı ve İttihat ve Terakki üyesi Yüzbaşı Cemil'in hayatı üzerinden anlatan bir tarihi dönem romanı olmaktadır.
 
Yorgun Savaşçı romanının başkahramanı olan Cehennem Topçu olarak nam kazanmış olan Yüzbaşı Cemil,  dağılan Filistin Cephesi’nden İstanbul'a gelmiş, işgal yıllarındaki İstanbul’u gözlemledikten sonra Batı cephesine geçerek Yunan işgaline karşı başlayan Kuvayı-ı milliye hareketine katılmıştır.  
 
Roman, Yüzbaşı Cemil’in gözünden ve düşüncelerinden bize bu yılları anlatırken, diğer yandan da Cemil, Kemal Tahir’in Osmanlı hakkındaki düşünce ve değerlendirmeleri ile batı/doğu sorununa gösterdiği yaklaşımların da sözcüsü olmaktadır. Eser, Kuvayi Milliye’nin ne kadar ağır ve zor şartlarda kurulduğu,  tüm olumsuz koşullara rağmen direnişin şekillenmeye başlamasını nerede ise bir belgeselci yaklaşımı ile ortaya koymaktadır.
 
Roman önemli bir ilgi görmüş, belgesel bir tarihi roman olma özelliği olan roman, kahramanı kurmaca olsa bile tarihi bir belgesel niteliğinde yazılmıştır.
KONUSU
 
Osmanlı İmparatorluğu nasıl yıkıldı ve hangi şartlara rağmen işgal güçlerine karşı Kuvay- ı Milliye kurulmaya başlandı.  Sorusunu tarihçi ve belgeselci bir gayretle ortaya koymaktadır.
 
Eserdeki Kişiler:
Cemil:  Filistin Cephesi’nde subaylık yapmış olan Harp Okulunda iken Jön Türklerle alakası nedeniyle hepse atılmış, Dr. Münir tarafından kurtarılmış,   “Cehennem Topçusu” diye tanınan romanı ana kahramanıdır.
Neriman:  Cemil’in teyzesinin kızıdır. Cemil ile evlenir.
Çerkez Reşit Bey: Patriyot Ömer tarafından 1906 yılında Kuvayi Milliye kuruluşuna alınmıştır. Valiliği sırasında Ermeni sürgünü olmuş ve birçok insanı öldürmüştür.
Yarbay Kasap Osman Bey: 172. alay komutanı. Orta boylu, asık suratlı, donuk yorgun gözüken bir askerdir.
Ethem Bey: Kuvayi Milliye Umum komutanı
Doktor Münir: Farmason lakaplı çok kitap okuyan Mahmut Şevket Paşa'nın öldürülmesi ile Sinop’a sürülen, Mizan Gazetesi'nde ittihatçılar ve cemiyetleri aleyhinde yazılar yazan bir doktordur.   İttihat ve Terakki’den kopsa da desteğini de bırakmaz.
Arap Maksut: Hasan Paşa Karakolu İnzibat Subayı, Teşkilat-ı Mahsusa'da çalışmış, cephelerde bulunmamıştır. Patriyot Ömer'in saklanmasını sağlayan kişi.
Halil Paşa: Enver Paşa'nın dayısı. Dr. Münir'in evinde saklanan Jön Türk
Teğmen Recep : Cephede zor işlerden kaçan , dine sığınmış  oruç tutup namaz kılmadan duramaz gibi gözüken  tembel, unutkan ve dağınık bir asker.
Bekir Sami Bey: Mert, kel, erlerin "baba adam" dediği  görevleri, hem astlarını hem de üstlerini memnun etmeyi bilen Irak ve Kafkasya Cepheleri'nde bulunan değerli bir komutan.

KÜÇÜK AĞA: TARIK BUĞRA

Konusu:

Birinci Dünya Savaşı ile birlikte Osmanlı Devleti eski gücünü, heybetini kaybetmeye başlamış, isyanlar ve işgallerle zayıf duruma düşmüştür.

Kitapta, bir Anadolu kasabası olan Akşehir'den yola çıkılarak, kurtuluş mücadelesinin bir bölümü anlatılmaktadır.

Olaylar Akşehir'in bir kasabasında başlar ve gelişir.

Ana Fikir:

Vatan ve millet sevgisi, bağımsızlık duygusu. Kurtuluş savaşının küçük bir kasaba' dan görünüşü.

 Şahıslar:

Küçük Ağa (İstanbullu Hoca): Kurtuluş mücadelesine büyük hizmetler vermiş binlerce kişiden biri.

Salih: Birinci Dünya Savaşında sağ kolunu kaybetmiş ve hayatının anlamını Kurtuluş Mücadelesi ile tekrar kazanan biri.

Çerkez Ethem: Başlarda vatan ve millet için yeri tutulmaz hizmetler vermiş, cephede büyük başarılar göstermiş, fakat düzenli orduya geçme kararı alındığında tamamen zıt fikirleri benimsemiş ve zararlı olmuş bir çete reisi.

Doktor Haydar Bey: Dünya Savaşında Yüzbaşı rütbesiyle görev yapmış ve milli mücadele yıllarında Kuvayı Milliye'ye büyük hizmetler vermiş bir asker.

Ali Emmi: Kurtuluşu Kuvayı Milliye'de gören ve çok büyük fedakarlıklarda bulunan yaşlı bir vatandaş.


ÜÇ İSTANBUL: MİTHAT CEMAL KUNTAY

ESERİN YAZIMI BASIMI İÇERİĞİ KONUSU HAKKINDA 
 
Üç İstanbul, Mithat Cemal Kuntay'ın 1938 yılında yayımlanan Abdülhamid, İkinci Meşrutiyet ve Mütareke dönemlerini anlatan bir dönem romanıdır. Roman Abdülhamit’in ilk yıllarında genç bir adam olan Adnan’ın hayatı çerçevesinde üç dönemdeki İstanbul’u üç dönemdeki Adnan’ın dönemleri olarak aktarmıştır.
 
Yayınlandığı yıllarda sönük bir ilgi ile karşılaşan roman, sonraki yıllarda önem kazanmaya başlamış, belgesel bir roman olması nedeni ile yakın dönemlere doğru önemli kabul edilen bir roman haline gelmiştir.    
 
Roman Adnan adlı başkahramanının Abdülhamit'in istibdat dönemindeki hayatından başlayarak Ankara Hükümeti'nin kurulduğu yıllarda son bulan bir süreci işlemiştir. Ön cephede Adnan’ın romanı gibi gözüken romanın arka planında Osmanlının yıkılış günleri ile Ankara’nın doğuş günlerini İstanbul penceresinden izleten bir dönem romanı olmaktadır.
Üç İstanbul, imparatorluk başkentinin 30-40 yıllık bir süreçteki Üç dönemini, Adnan’ın hayatı içinde özelleştirerek aktarmıştır.  Romanın arka planında Abdülhamit, İttihat ve Terakki ve milli mücadeleyle önemini kaybeden İstanbul anlatılmaktadır. Bu nedenle de roman bu adı almış olur.
 
İstanbul’un bu üç dönemi fakir, zengin ve önemli Adnan, hasta ve bedbaht Adnan dönemleri ile özdeşleştirilmiş şekilde aktarılmıştır.  Roman İstanbul’u,  töre, görgü, siyaset kültür, eşyalar vb yönlerinden bir hayli detaylı olarak da tasvir etmiş; bu nedenle bu roman, Kuntay’ın kendi tabiri ile bir  “muaşeret romanı” da olmuştur.  Ayrıca yazar kalabalık kadrosu ile imparatorluğun yıllarındaki pek çok portreyi de romana taşımıştır.
 
KONUSU:
 
Adnan Bey’in fakirlikten zenginliğe ve şöhrete kadar ulaşan üç dönemdeki hayatı İstibdat, Meşrutiyet ve Mütareke yıllarındaki İstanbul’un hayatı ile özdeşleştirilecek şekilde anlatılır.  Roman, Adnan Bey’in ilişkileri ve dönemin siyasal hayatı etrafında  İstanbul’un İstibdat, Meşrutiyet ve mütareke yıllarını aktarmaktadır.
 
ŞAHIS KADROSU:
 
Adnan Bey: İstanbul’un üç dönemi olan İstibdat, Meşrutiyet ve Mütareke yıllarında yaşamış, fakirlikten zenginliğe kadar yükselmiş Cumhuriyet kurulurken de hasatlıktan ölmüş bir adamdır.  
Belkıs: Adnan Bey’in sevdiği evli kadındır.  Önce kocasını boşayıp Adnan ile evlenmiş; daha sonra da Adnan’ı boşayıp bir Rusla evlenmiş ama Çok zor günler geçirip  ve sonunda intihar eder.
Süheyla: Adnan Bey’in ikinci eşidir. Adnan Bey’i çok sever ve ondan Selim adında çocuğu olur.

SAHNENİN DIŞINDAKİLER: AHMET HAMDİ TANPINAR

TÜRÜ: Siyasi Roman

ÖNEMİ: Sahne dışının İstanbul, sahne içinin ise Anadolu olarak yansıtıldığı siyasi nitelikte bir romandır.

KONUSU: Bir üniversite öğrencisinin gözüyle İstanbul’un işgali anlatılır.

ŞAHIS KADROSU:

Cemal: Eserin başkahramanı olan Cemal üniversite öğrencisidir. İstanbul’un işgal yılları bu öğrencinin gözüyle anlatılmaktadır.

Sabiha: Modernleşen Türk kadınının sembol ismi olarak gösterilmiş bir şahıstır. Sahneye çıkan ilk Türk kadını olarak yansıtılmıştır.

İhsan: Milli Mücadele’yi planlayanlardan olan İhsan, kültürlü bir tarih öğretmenidir.

ÖZET:

Cemal üniversitede okumak için çocukluğunun geçtiği İstanbul’a yerleşir. Ancak çocukluğundaki güzel günlerden eser kalmamıştır çünkü İstanbul işgal altındadır. Eskiden oturdukları evini ziyaret eder ve orada lisedeki aşkı Sabiha’yı düşünür. Cemal İstanbul’dayken kültürü ve bilgisine hayran olduğu arkadaşı İhsan da yurtdışından İstanbul’a döner. Cemal, İhsan ve Sabiha çok sık görüşürler. Cemal; İhsan ve Sabiha arasındaki yakınlaşmadan oldukça rahatsızdır. Sabiha etrafındaki insanlardan etkilenerek kadın hakları ile ilgili düşünceler üzerine kafa yorar. İhsan ise dönemin siyasi oluşumlarından olan İttihat ve Terakki ile ilişki kurar. Onların bu dönemdeki arkadaşlıkları Sabiha’nın babasının tayininin çıkması üzerine sona erer. Anadolu’ya giden Sabiha’dan uzun zaman haber alınamaz. Sabiha ahlaksız bir adamla evlenmiştir. Cemal onu bulmaya karar verir. Aynı zamanda İstanbul’da da Milli Mücadele yanlılarının saflarına katılarak çalışmalara başlar. Cemal, Nasır Paşa’nın kâtibi olur ve onun anılarını yazar. Amacı ülkedeki pislikleri gün yüzüne çıkarmaktır. Romanın sonunda Nasır Paşa öldürülür. Cemal Sabiha’nın da izini bulmuştur. Fakat Sabiha çok yıprandığı için herkesten kurtulmak ister ve sahneye çıkan İlk Türk kadını olacağına dair bir not bırakarak izini kaybettirir.

 


KALPAKLILAR: SAMİM KOCAGÖZ

TÜRÜ: Siyasi Roman

ÖNEMİ: Sahne dışının İstanbul, sahne içinin ise Anadolu olarak yansıtıldığı siyasi nitelikte bir romandır.

KONUSU: Bir üniversite öğrencisinin gözüyle İstanbul’un işgali anlatılır.

ŞAHIS KADROSU:

Cemal: Eserin başkahramanı olan Cemal üniversite öğrencisidir. İstanbul’un işgal yılları bu öğrencinin gözüyle anlatılmaktadır.

Sabiha: Modernleşen Türk kadınının sembol ismi olarak gösterilmiş bir şahıstır. Sahneye çıkan ilk Türk kadını olarak yansıtılmıştır.

İhsan: Milli Mücadele’yi planlayanlardan olan İhsan, kültürlü bir tarih öğretmenidir.

ÖZET:

Cemal üniversitede okumak için çocukluğunun geçtiği İstanbul’a yerleşir. Ancak çocukluğundaki güzel günlerden eser kalmamıştır çünkü İstanbul işgal altındadır. Eskiden oturdukları evini ziyaret eder ve orada lisedeki aşkı Sabiha’yı düşünür. Cemal İstanbul’dayken kültürü ve bilgisine hayran olduğu arkadaşı İhsan da yurtdışından İstanbul’a döner. Cemal, İhsan ve Sabiha çok sık görüşürler. Cemal; İhsan ve Sabiha arasındaki yakınlaşmadan oldukça rahatsızdır. Sabiha etrafındaki insanlardan etkilenerek kadın hakları ile ilgili düşünceler üzerine kafa yorar. İhsan ise dönemin siyasi oluşumlarından olan İttihat ve Terakki ile ilişki kurar. Onların bu dönemdeki arkadaşlıkları Sabiha’nın babasının tayininin çıkması üzerine sona erer. Anadolu’ya giden Sabiha’dan uzun zaman haber alınamaz. Sabiha ahlaksız bir adamla evlenmiştir. Cemal onu bulmaya karar verir. Aynı zamanda İstanbul’da da Milli Mücadele yanlılarının saflarına katılarak çalışmalara başlar. Cemal, Nasır Paşa’nın kâtibi olur ve onun anılarını yazar. Amacı ülkedeki pislikleri gün yüzüne çıkarmaktır. Romanın sonunda Nasır Paşa öldürülür. Cemal Sabiha’nın da izini bulmuştur. Fakat Sabiha çok yıprandığı için herkesten kurtulmak ister ve sahneye çıkan İlk Türk kadını olacağına dair bir not bırakarak izini kaybettirir.

 


DOLUDİZGİN: SAMİM KOCAGÖZ

TÜRÜ: Kurtuluş Savaşı romanı

ÖNEMİ: Süvari birlikleriyle düşmanın yurttan kovulma sahnelerinin çokluğuyla Doludizgin adını alan roman, Kurtuluş Savaşı’m anlatmasıyla önem kazanır.

KONUSU: 1919’dan 1922’ye kadar uzanan milli mücadeleler yılları destansı bir şekilde anlatılmıştır.

ŞAHIS KADROSU:

Talip: Darülfünun öğrencisi olan Talip vatanperver bir milliyetçidir. İstanbul’daki gelişmeleri Anadolu’ya aktarmaktadır.

Müjgan: Paşa kızıdır. Babasından aldığı bilgileri Anadolu’ya aktarır. Vatansever bir kişidir. Talip’e yardım eder. Savaşta şehit olur.

Yusuf: Savaştan önce avukat olan Yusuf, milli mücadeleye katılan vatansever ve fedakâr biridir. Gazi olarak savaştan döner.

DOLUDİZGİN ROMAN ÖZETİ:

Sökeli Mehmet, çok sevdiği atının elinden alınması korkusuyla gizlice Söke’ye gider. Asker kaçağı diye yakalanır. Babası ise bunu utanç saydığı için atı bir kurşunla öldürür. Sökeli Mehmet kurtulduğunda tekrar asker olmanın yolunu bulur. Anadolu’da çatışmalar şiddetlenmiştir. İstanbul’daki gelişmeleri Anadolu’ya haber eden vatansever Talip, teşkilat tarafından her yerde aranmaktadır. Müjgan ise Talip’e yardım etmektedir. Anadolu’ya gidişini ailesinden bile saklayan Müjgan bir mektup bırakır, önce İstanbul hükümetinin adamı olan paşa babası ise kızıyla gurur duyar. Müjgan İngiliz gemisinin batırılması hadisesinde şehit olur. Türkler I. ve II. İnönü savaşlarını kazanırlar ve Büyük Taarruz’a hazırlanırlar. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulması ve Türk ordusunun Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ni kazanılması sonucunda Mustafa Kemal’in emri ile yurdun dört tarafı düşmandan temizlenir. Yusuf kolunu kaybeder ve binbaşı olur. Salih Efe karısına, Yusuf da nişanlısına kavuşur.


TOZ DUMAN İÇİNDE:TALİP APAYDIN

TÜRÜ: Millî Mücadele romanı- Sosyal roman

ÖNEMİ:  Kurtuluş Savaşı yıllarını farklı bir açıdan ele alması ve köylülerin sıkıntılarını anlatması açısından önemli bir romandır.

KONUSU: Kurtuluş Savaşı yıllarında Molla Mahmut şahsında Türk köylüsünün durumu, köylülerin birbirleriyle olan ilişkileri, Yunanlılar ile savaşılması için kurulan çeteler romanın ana konusudur.

ŞAHIS KADROSU:

Molla Mahmut: Romanın ana kahramanıdır. Yoksul bir Türk köylüsüdür. Düşmanı yurttan atmak için çalışmalar yapar ve çeteye katılır. Padişaha muhalif bir tavır sergiler.

İbrahim Bey: Millî Mücadele için çalışan ve çeteye önderlik yapan şahıstır. Yunanlıların ilerleyişini durdurmak için çalışmalar yapar.

İmam Ziver: Kendi çıkarını düşünen bir şahıstır. Düşman ile işbirliği yapmaktan çekinmez.

ÖZET:

Molla Mahmut çiftçilikle uğraşmaktadır. Annesi Ayşe Kadın, karısı Hacer ve oğlu Murat ile yaşamaktadır. Padişahın düşmanı yurda soktuğunu düşündüğü için ona düşmandır. Mültezimler vergi toplamak için köye gelip çiftçinin ekip biçtiği arazileri deftere yazarlar. Köydeki İmam Ziver ise köylüden kendi adına buğday toplamaya çalışmaktadır. Köydeki İbrahim Bey ile Molla Mahmut ise vatanı kurtarmak için yapılması gerekenleri konuşurlar. Molla Mahmut, Haceli’ye İbrahim Bey önderliğinde çete kuracaklarını söyler ve vergi vermemek için çaba sarf ederler. İmam Ziver ise vergi olayını duyunca zaptiyeye Molla Mahmut’u ve yanındakileri şikayet eder. İbrahim Bey ve çetesindekiler para bulmak için çalışırlar. Buldukları para ile de at, altın ve silah alırlar. Daha sonra Alaşehir’e düşmana baskına giderler. Uşak’a gelen Yunanlılar ise oraya Yunan bayrağı çekerler. Yunan askeri köye geldiğinde ise İmam Ziver ile Kadir Ağa hoş geldine giderler. İbrahim Bey’de durumu kontrol için oraya gider ama Hacı Nuri onu ve çetesini Yunan komutana söyler. Yunan askerler çeteyi ararlar ve Yan Bilal’i öldürürler.


VATAN DEDİLER: TALİP APAYDIN
Talip Apaydın’ın Kurtuluş Savaşı’nın bütün aşamalarını anlattığı “Toz Duman İçinde”nin devamı niteliğindeki ikinci romanı (1981, 1998). “Tacım köyü çetesindeki beş atlı, Molla Mahmut, Haceli, Kâzım, Çopur Hamdi ve Aşır, köyde kendilerini arayan düşman askerlerine yakalanmamak için kaçarlar. Amaçları Afyon’a bir an önce varıp düzenli orduya katılmaktır. Yollar ana-baba günüdür. Düşmanın önünden kaçan kadınlar, çocuklar, yaşlılar doldurmuştur yolları. Düzenli orduya katılmak için Tacımlılar gibi yollara dökülmüş, çeşitli yerlerden, köylerden, kasabalardan gelen başka gönüllüler de vardır. Afyon’a varılır. Gelenler, denetimden geçirildikten sonra bölümlere ayrılır. Tacım çetesinin üyeleri aynı bölüğe düşerler. Eğitim başlar. Subaylarla kolayca kaynaşırlar. Molla Mahmut, bölük komutanı Teğmen Galip’in dikkatini çeker. Deneyimli, eski bir askerdir o. Öğretmen kökenli olan Teğmen Galip, zaman zaman Mahmut’u konuşturarak savaş deneyimlerini bölüktekilere aktarmasını ister. Kendisi de sık sık dersler verir, çoğunluğu köylerden gelmiş askerlerle konuşur. Onları bilinçlendirmek, yönlendirmek ister. Bu savaşın başka bir savaş olduğunu, sonunda her şeyin değişeceğini, bu savaşın mutlaka kazanılması gerektiğini anlatır. Askerlerin kafalarında ve yüreklerinde yeni imgeler oluşturmaya çalışır. En güç koşullar içinde sürüp gider savaş hazırlıkları. Hazırlıklar sürüp giderken Kökezli Hacı Nuri’nin evinde Yunan subaylarına ziyafetler verilir. Onları memnun etmek için istenilen her şeyi yapar Hacı Nuri. Düşman subaylarını bile tiksindirecek onursuzca davranışlarda bulunur. Cephedeyse düzenli ordunun düşmanla ilk yüz yüze gelişi başlar. “Mustafa Kemal Paşa’nın örgütleyip yönettiği Kurtuluş Savaşı’nın bütün aşamaları, Afyon savaşları, İnönüler, Sakarya ve Dumlupınar”, roman boyunca bir bir yaşanır. Düşman bozguna uğratılır, kaçmaya başlar. Kaçarkan köyleri, kasabaları, kentleri ateşe vermiştir. Molla Mahmut, düşmanı kovalarken Kökezli Hacı Nuri’nin köyünde, onu etkileyip sarsan bir olaya tanık olur. Hacı Nuri, tabur kumandanının çizmelerine sarılmış, “Komutanım, komutanım… Bizi kurtardınız. Allah razı olsun, Allah tuttuğunuzu altın etsin” diye ağlamaklı bir sesle bağırmakta, bir yandan da komutana bir çıkın içinde para uzatmaktadır. Benzer bir durumu da Haceli’yle birlikte İzmir’de yaşar. İzmir’e ulaşılmış, düşman denize dökülmüştür. Bir sokaktan geçerken İbrahim Bey’le karşılaşmışlardır. İbrahim Bey bir dükkânın tabelasını değiştirip kendi adını yazmaktadır. Molla Mahmut, kafasında uyanan sorunun yanıtını bulmuştur: İbrahim Bey’i onlara yaklaştıran, çeteyi kurdurtan vatan sevgisi değildir; başka bir duygu, para ve mal tutkusudur. Bir düş kırıklığına uğramıştır Molla Mahmut. Terhis olunca Haceli’yle köylerine, Tacım’a dönerler.” Kaynak : Mürşit Balabanlılar, Türk Romanında Kurtuluş Savaşı,

ALLAH'IN SÜNGÜLERİ: ATTİLA İLHAN

Kişileri: Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Halide Edip, Yunus Nadi, Makbule Hanım, Zübeyde Hanım, Fikriye Hanım, Fevzi Çakmak, Çerkez Ethem, Kâzım Karabekir

ÖZET

1920 yılında Anadolu’ya geçen Reis Paşa ile milletvekilleri Ankara’da toplanmaktadırlar. Yurdun dört bir yanında direnişin ateşi alevlenmiştir ancak kışkırtma ve ayaklanmaların da ardı arkası kesilmemektedir. Reis Paşa bir yandan savaşı yönetirken bir yandan da tasarladığı geleceğin tohumlarını atmaktadır. Allah’ın Süngüleri bu direnişin öyküsünü ve onun kahramanlarını anlatmaktadır. Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Halide Edip, Yunus Nadi, Makbule Hanım, Zübeyde Hanım, Fikriye Hanım, Fevzi Çakmak, Mustafa Suphi, Çerkez Ethem, Kâzım Karabekir gibi tarihî kişiler romanda karakter olarak hayat bulmaktadır. Romanda İstanbul’un zengin konaklarında geçenler ve tıklım tıklım direnişçi dolu trenler ile meclise giden tozlu yollar anlatılmaktadır. Kurtuluş Savaşı’nın en şiddetli günlerini, Reis Paşa’yla birlikte Ankara’yı anlatan romanda, İstanbul’un işgali oldukça dramatik sahnelerle betimlenmiştir. Kitabın son bölümünde ise Birinci İnönü Muharebesi ve Çerkez Ethem yer almaktadır.

NOT: Özetlerle ilgili kısımlarda alıntı yapılmıştır.

BEŞ HECECİLER İÇİN TIKLAYINIZ!!!

Anket
Kitap okumak, paragraf çözümünde yararlı mıdır?
TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERİ
İSLAMİ DÖNEM İLK DİL VE EDEBİYAT ÜRÜNLERİ