TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI KAYNAK SİTESİ

Edebiyat'a dair her şey alikaramanhoca.com 'da

TÜRKÇE (DİL VE ANLAM BİLGİSİ)
PARAGRAF TAKTİKLERİ

ANLATIM TÜRLERİ VE DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI

ANLATIM BİÇİMLERİ VE DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI

1. Betimleme (Betimleyici Anlatım)

Betimlemede amaç, okuyucunun anlatılanı gözünde, zihninde canlandırmasını sağlamaktır.

Varlıkların okuyucunun gözünde, zihninde canlanacak şekilde ayırt edici nitelikleriyle resim çizer gibi anlatılmasına betimleme (tasvir etme) denir.

Betimlemede gözlem esastır. Gözlemle elde edilen bilgiler açık, sade ve anlaşılır bir dille okuyucunun gözünde canlanacak şekilde anlatılır. Betimlemede yazar, tasvir edeceği varlığı kendi bakış açısına, kendi görüş ve değerlendiriş biçimine göre anlatır, betimlemeye kendi yorumunu katabilir.

 Örnek

“Başımızın üstünde her zaman yeşil, iğne yapraklı dallardan örülü bir çatı var. Dallar öylesine sık ki, güneş ışığı aşağıya süzülemiyor bile. Ormanın içine doğru kilometrelerce uzayıp giden toprak bir yol… Çevredeki çiçeklerin insanı bayıltıcı kokusu ve kuşların tatlı nağmeleri…”

Bu parçada ormanın içindeki bir yerin betimlemesi yapılmıştır. Yazar bunu yaparken kendi yorumunu da katmıştır.

 >  Betimlemeler insanı konu alabilir. Kişinin dış görünüşünün, fiziksel özelliklerinin (yüzü, gözü, saç rengi, kolları, bacakları, boyu vs.) yanı sıra iç dünyası ve karakter özellikleri (sevdikleri, sevmedikleri, düşündükleri, tepkileri, duyguları, önem verdikleri vs.) de anlatılabilir.

Örnek

 “Kapıda yaşlı bir adam belirdi. Üzerinde biraz eski, açık mavi bir takım elbise vardı. Ceketin üst cebinde üçgen şeklinde kıvrılmış mendil, kravatıyla aynı renkteydi. Yer yer ağarmış saçlarını sol tarafa yatırmış, hâlâ siyahlığını koruyan bıyıklarını üst dudağının üzerini kapatacak şekilde bırakmış. Ayağında yıllar önce gençlerin oldukça rağbet ettiği ucu sivri ucu küt biçimli ayakkabılar vardı.”

Bu parçada yaşlı adamın fiziksel özelliklerinden, dış görünüşünden bahsedilerek betimleme yapılmıştır.

2. Öyküleme (Öyküleyici Anlatım)

Tasarlanmış veya yaşanmış bir olayın başkalarına sözle ya da yazıyla anlatıldığı anlatım biçimine öyküleme (hikâye etme) denir.

Örnek

“Derse geç kalmıştım. Hemen bir taksi tuttum. Taksici beni derse yetiştirmek için biraz hızlı sürdü. Önümüzde giden araç ani fren yapınca ona arkadan çarptık. Bereket, taksici hemen frene basmıştı da çarpışma hafif oldu. Tabiî ben de derse yetişemedim.”

   Görüldüğü gibi bu parçada kişi, okula giderken başına gelenleri anlatmış. Bu anlatımda dikkat ederseniz, bir olay zaman içinde anlatılmış. Derse geç kalıyor, taksi tutuyor, bindiği taksi başka bir araca çarpıyor. Demek ki bu parçanın anlatımında öyküleyici anlatımdan yararlanılmıştır.

Öyküleme, anlatımı yönüyle betimlemeye benzer. Bu nedenle öyküleme betimsel anlatımla karıştırılabilir.

 Öyküleme ile Betimleme Arasındaki Fark

Öykülemede olaylar, kişi veya kişilerin başından belli bir yerde ve belli bir zamanda geçer. Betimlemede ise zaman akış içinde değildir ve kişi veya kişilerin başından geçen herhangi bir olay söz konusu değildir.

Yani betimlemede belli bir zamanda durur nitelikteki eylem veya varlıklar tanıtılır. Öykülemede ise zaman akış halindedir ve olaylar bu akış içinde verilir. Buna fotoğraf ve film örneğini verebiliriz: Fotoğrafta zaman, olay ve varlıklar donmuş durumdadır. İşte betimleme bu donmuş durumun sözcüklere dökülmüş şeklidir. Oysa filmde zaman, olay ve varlıklar hareket halindedir, işte öyküleme de belli bir zaman aralığında geçen olayları anlatan film gibidir.

 

3. Açıklama (Açıklayıcı Anlatım)

Bilgi vermek amacı ile oluşturulan yazılarda kullanılan anlatım tekniğidir. Bu tür yazılarda amaç okuyucuyu bilgilendirmek, ona bir şeyler öğretmek olduğu için sade ve anlaşılır bir dil kullanılır. Açıklayıcı anlatımda yazar, duygularına yer vermez, nesnel bir anlatım hâkimdir.

Örnek

 “Yakup Kadri Karaosmanoğlu edebiyatımızın önde gelen sanatçılarından biridir. Roman, hikâye, anı gibi değişik alanlarda eserler vermiş olan sanatçı daha çok romanları ile tanınmaktadır. Romanlarında önceleri kişisel konuları işleyen sanatçı daha sonra toplumsal konulara yönelmiştir. “Kiralık Konak”ta nesiller arası duygu ve düşünce farklılıklarını işleyen sanatçı, “Yaban” romanında Kurtuluş Savaşı yıllarında köy yaşamını, köylü – aydın çatışmasını işlemiştir.”

Yukarıdaki örnekte görüldüğü gibi parçada “Yakup Kadri” okuyucuya tanıtılmış, sanatçının eserleri ile ilgili bilgiler verilmiştir. İşte öğreticiliği esas alan bu tür anlatıma açıklayıcı anlatım denir.

 

4. Tartışma (Tartışmacı Anlatım)

Yazarın kendi doğrularına okuyucuyu inandırmak, onu kendi gibi düşündürmek için kullandığı anlatım tekniğine tartışma denir.

Amaç kendi düşüncesini savunmak, varsa yanlış düşünceyi çürütmek olduğundan yazar, düşüncelerini sanki karşısında okuyucu varmış da onunla konuşuyormuş gibi ele alır. Kendi görüşünü ortaya koyar, karşıt görüşün dayanaksız olduğunu örnekleri ile gösterir.

Bu yöntemde önce eleştirilecek olan düşünce verilir. Yazar, kendi düşüncesinin doğruluğunu, eleştirdiği düşüncenin ise yanlışlığını savunur.

Örnek

“Bazı bilim adamları yanlış, anlaşılmaz bir Türkçe ile yazıyorlar. Üstelik bunlar, edebiyatçı olmadıklarını ileri sürerek, hoş görülmelerini de istiyorlar. Ama bu, mazeret olamaz. Çünkü bizim onlardan istediğimiz; duygu ve düşüncelerini düzgün bir dille yazmalarıdır. Bunun için de sanatçı olmaya gerek yoktur. Her insan ana dilini hatasız kullanacak ölçüde bilmelidir bence.”

Görüldüğü gibi yazar yukarıdaki parçada önce, eleştirdiği düşünceyi vermektedir. Dili yanlış kullanan bazı bilim adamlarını eleştirmektedir. Bu konuda hoş görülmeyi isteyen bilim adamlarını ise haksız bulmaktadır. Yazar, her insanın ana dilini düz­gün, yanlışsız kullanması gerektiğini savunmaktadır. Bunun için de bazı bilim adamlarının iddia ettiği gibi sanatçı olmak gerekmediğini doğru görüş olarak okuyucuya aktarmaya çalışmaktadır.

 

5.COŞKU VE HEYECANA BAĞLI (LİRİK) ANLATIM

 1. Lirik anlatımda dil “heyecana bağlı işlev”de kullanılır.

2. Coşku ve heyecana bağlı anlatım daha çok şiir, roman, hikâye, tiyatro türlerinde kullanılır.

3. Öyküleyici anlatımda bir olay ve durumun anlatılması; betimleyici anlatımda kişi, durum ve varlıkların betimlenmesi; lirik anlatımda ise duyguların ifade edilmesi esastır.

4. Coşku ve heyecana bağlı anlatımlarda kelimeler daha çok mecaz ve yan anlamda kullanılır.

5. Öyküleyici anlatımlarda olay ve durumlar anlatılırken duygusal düşünceler katılmaz. Coşku ve heyecana bağlı anlatımda duygular ve içinde bulunulan ruh hali yansıtılır.

6. Coşku ve heyecana bağlı anlatımlarda devrik cümlelere ve sanatlı iadelere sıkça başvurulur.

ÖRNEK

    Biricik sevdiğim,

   Bırakıp gideli ellerimi, yapayalnız kaldım bu yabancı ellerde. Sensizlik meğer ne kadar zor bir şeymiş. İçimi acıtıyor aldığım her nefes. Yaşayan bir ölüden farksız yaşıyorum şu tatsız, tuzsuz hayatı. Bir zamanlar hep seninle dolu olan şehrin bütün sokakları artık sensizlik kokuyor. Bir başıma beni benimle bırakmakla ne kadar yanlış yaptın. Ne zaman gülen bir kişi görsem garipsiyorum artık. Tamamen yabancı oldu bu duygular bana. Daha ne kadar sürer bu bilmiyorum. Sana bir kez daha en içten duygularımla sesleniyorum. “Dön ne olur!”

    Seni çok seviyorum.

 

6.DESTANSI(EPİK)ANLATIM

1. Olağanüstü olaylar ve kişiler anlatılır. Tanrılar, devler, periler, cinler, cüceler yer alır.

2. Kahramanlar olağanüstü özelliklere ve güçlere sahiptir. Tek başına bir orduyu yenebilir. Bir yumrukla taşları parçalar. Demiri tek eliyle büker... Dev gibidir. Kolları çelik gibidir...

2. Destan türünün yiğitçe havası vardır.

3. Destansı anlatımda hareket bildiren sözcükler yani fiiller ön plandadır.

4. Tarihi konular ve kahramanlıklar işlenir.

5. Etkileyici bir özellik taşır.

6. Sürekli hareket vardır.

7. Kelimeler mecaz ve yan anlamlarda kullanılabilirler.

8. Şiir, destan roman, hikâye, tiyatro, destansı anlatımın kullanıldığı türlerdir.

9. Anlatımda abartıya yer verilebilir.

10. Sanatlı bir dil kullanılır.

  

ÖRNEK 

  ALP ER TUNGA DESTANI

 
Alp Er Tunga Öldü mü
Dünya sahipsiz kaldı mı
Korkak öcünü aldı mı
Şimdi yürek yırtılır

Felek yarar gözetti
Gizli tuzak uzattı
Beylerbeyini kaptı
Kaçsa nasıl kurtulur

Erler kurt gibi uludular
Hıçkırıp yaka yırttılar
Acı seslerle bağırdılar
Ağlamaktan gözleri kapandı

 

Beğler atlarını yordular
Kaygı onları durdurdu
Benizleri yüzleri sarardı
Safran sürülmüş gibi oldular

 

ÖRNEK

ERGENEKON DESTANI

      Moğol ilinde Oğuz Han soyundan il Han’ın hükümdarlığı sırasında Tatarların hükümdarı Sevinç Han Moğol ülkesine savaş açtı. İlhan’ın idaresindeki orduyu Kırgızlar ve diğer boylardan da yardım alarak yendi. İlhan’ın ülkesindeki herkesi öldürdüler. Yalnız il Han’ın küçük oğlu Kıyan ve eşi ile yeğeni Nüküz ile eşi kaçıp kurtulmayı başardılar. Düşmanın, onları bulamayacağı bir yere gitmeğe karar verdiler.

      Yabanî koyunların yürüdüğü bir yolu izleyerek yüksek bir dağda dar bir geçide vardılar. Bu geçitten geçerek içinde akarsular, pınarlar, çeşitli bitkiler, çayırlar, meyve ağaçları, çeşitli avların bulunduğu bir yere gelince Tanrıya şükrettiler ve burada kalmağa karar verdiler. Dağın doruğu olan bu yere dağ kemeri anlamında “Ergene” kelimesiyle “dik” anlamındaki “Kon” kelimesini birleştirerek “Ergenekon” adını verdiler. Kıyan ve Nüküz’ün oğulları çoğaldı. Dört yüz yıl sonra kendileri ve sürüleri o kadar çoğaldılar ki Ergenekon’a sığamadılar. Atalarının buraya geldiği geçidin yeri unutulmuştu. Ergenekon’un çevresindeki dağlarda geçit aradılar.

      Bir demirci, dağın demir kısmı eritirlerse yol açılabileceğini söyledi. Demirin bulunduğu yere bir sıra odun, bir sıra kömür dizdiler ve ateşi yaktılar. Yetmiş yere koydukları yetmiş körükle hep birden körüklediler. Demir eridi, yüklü bir deve geçecek kadar yer açıldı. İlhan’ın soyundan gelen Türkler yeniden güçlenmiş olarak eski yurtlarına döndüler, atalarının intikamını aldılar.

 

7.EMREDİCİ ANLATIM

 1. Dil alıcıyı harekete geçirme işlevinde kullanılır.

2. Emir, telkin, öneri anlamı taşıyan ifadeler yer verilir.

3. Öğretici ve açıklayıcı yönleri vardır.

4. Cümlelerde fiiller hâkimdir.

5. Uyulması beklenen bir üslubu vardır.(Zorlama vardır)

6. Sosyal hayatın düzenlenmesinde emredici anlatım kullanılır.

7. Trafik kuralları, bazı eşyaların kullanma kılavuzları, ilaçların kullanma kılavuzları emredici anlatıma örnek verilebilir.

 ÖRNEK

 Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı

Düşün altında binlerce kefensiz yatanı

Sen şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı.

Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı    

                                                    Mehmet Akif ERSOY

 

ÖRNEK

  —Bu akşam bize gel.

—Sen de etli, tatlı yiyecekler hazırla ama.

—O zaman eliniz boş gelmeyin.

—Sen orasını düşünme.

—Mutlaka geleceksiniz.

—Tamam.

—Sakın şekerpareyi unutma!

 

ÖRNEK

 

 “Sigara içilmez!”

“Aslan kafesine elinizi uzatmayınız.”

“Seyyar satıcılar giremez.”

“Çimenlere basmayın!”

“Lüzumsuz ise ışığı söndür!”

“Trafik kurallarına uyunuz, trafik ışıklarına ve işaretçilere dikkat ediniz.”

 
8.ÖĞRETİCİ ANLATIM

1. Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.

2. Söz sanatlarına, kelimelerin mecaz anlamlarına yer verilmez.

3. Verilen bilgiler örneklerle ve tanımlarla pekiştirilir.

4. Daha çok nesnel cümleler kullanılır.

5. Açıklama, aydınlatma, bilgi verme amaçlarıyla yazılır.

6. Öğretici metnin anlaşılması ve yorumlanması için okuyucunun verilen bilgiyi kavrayabilecek birikime sahip olması gerekir.

7. İfade hiçbir engele uğramadan akıp gider.

8. Gereksiz söz tekrarı yapılmaz.

9. Ses akışını bozan, söylenmesi güç sesler ve kelimeler yoktu

10. Dil ve ifade sade, gösterişsiz ve pürüzsüzdür.

11. Düşünce ve duygular kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir.

12. Bu anlatım türü daha çok ansiklopedilerde ve ders kitapların-da kullanılır.

13. Tarihi metinler, Felsefi metinler, Bilimsel metinler gibi bölümleri vardır.

 

ÖRNEK

    Bilindiği gibi yurdumuz dünyanın en etkin deprem kuşaklarından birinin üzerinde bulunmaktadır. Geçmişte yurdumuzda birçok yıkıcı depremler olduğu gibi, gelecekte de sık sık oluşacak depremlerle büyük can ve mal kaybına uğrayacağımız bir gerçektir.

  Deprem Bölgeleri haritasına göre, yurdumuzun %92'sinin deprem bölgeleri içerisinde olduğu, nüfusumuzun %95'inin deprem tehlikesi altında yaşadığı ve ayrıca büyük sanayi merkezlerinin %98'i ve barajlarımızın %93'ünün deprem bölgesinde bulunduğu bilinmektedir.

  Son 58 yıl içerisinde depremlerden, 58.202 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 122.096 kişi yaralanmış ve yaklaşık olarak 411.465 bina yıkılmış veya ağır hasar görmüştür. Sonuç olarak denilebilir ki, depremlerden her yıl ortalama 1.003 vatandaşımız ölmekte ve 7.094 bina yıkılmaktadır.

 

9. KANITLAYICI ANLATIM

 1. İnandırma, aydınlatma, kendi görüşünü kabul ettirme amaç edinilir.

2. Kavramları tanımlama ve açıklama önemlidir.

3. Okuyucu ve dinleyiciyi ikna etmek, düşündürmek ve üzerinde durulan konudan uzaklaşmamak için bazı kelime, kelime grupları ve cümleler tekrar edilir.

4. Konuşmacı ve yazar üzerinde durduğu konuyu aydınlatmak ve düşüncelerini kabul ettirmek için örneklere başvurur.

5. Konuşmacı ve yazar konuyu aydınlatmak maksadıyla farklı kişilerin düşüncelerine müracaat eder.

6. Kelimeler ve kelime grupları gerçek anlamında kullanılır.

7. Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.

8.  ”Tanımlama, açıklayıcı betimleme, sınıflandırma örneklendirme, karşılaştırma, tanık gösterme, sayısal verilerden yararlanma “ gibi düşünceyi geliştirme yollarından faydalanılır.

9. Kanıtlayıcı anlatımda hitap edilen toplumun kültür düzeyi ve beklentileri önemlidir.

 

10. MİZAHİ ANLATIM 
 
Mizahi anlatım güldürme amacını öne çıkaran anlatımdır.  Gülmeceyi güldürmeyi temel alan anlatımlarda, latife,  nükte,  kara mizah yolu ile eleştir,  hiciv, alaycı bir tenkit, hatta alay da bulunabilir.
 
Bu açıdan bakınca güldürme amacı taşıyan her şiir, hikâye, roman,  tiyatro oyunu mizahi bir anlatıma sahiptir.  Edebi eserlerdeki mizahi anlatımın amacı sadece güldürmek de değildir. Edebi eserlerde mizah, tenkit, eleştiri, hiciv ve taşlama amaçlıdır.
 
Bu nedenle mizahi anlatımlarda ironi, tersinleme,   ağlanacak hali güldürerek anlatma, övüyormuş gibi yapıp yerme, yeriyormuş gibi yapıp övme, espri, dokundurma,  şaka yollu takılma, taşlama, iğneleme, alay,  gönderme de bulunmalar ve imalar yapma gibi unsurlar bulunur.
 
Mizah yapmak için argoya başvurmak, ayıp sayılabilecek konulara değinmek, küfür kullanmak mizahın çirkin yönüdür. Usta mizahçılar, zarafetten çıkmadan, hakarete varan noktalara gelmeden, esprinin, alayın, takılma ve şakaların dozunu ayarlayabilen bayağılığa düşmeden mizah yapan kimselerdir.
 
Mizahın en sevimli ve güzel yönü, güldürürken düşündürmek, iğnelerken, alaya alırken, şaka yaparken incitmemektedir.   Bu nedenle mizahçının hassas olması, latife sınırlarını aşmaması, kırıcı olmaması, küçük düşürmemesi mizahçının terbiyesini, ahlakını, espri ve nükte gücü ile letafet ustalığını ortaya koyar.
Hakaret, aşağılama, küçük düşüren alay, küfür vb mizah değil açıkça terbiyesizliktir.  Bu yüzden mizahi anlatımın letafeti, mizah dozu iyi ayarlanmalıdır.
 

ÖĞRETİCİ METİNLER, AÇIKLAYICI METİNLER, TARTIŞMACI METİNLER, KANITLAYICI METİNLER’İN BENZER VE FARKLI YÖNLERİ

Anlatım türleri

Ortak özellikleri

Farklı özellikleri

Öğretici metinler

—Dil göndergesel işlevde kullanılır.

 

—Kelimeler gerçek anlamda kullanılır.

 

—Amaç bilgi, vermektir.

 

—Tanımlama, açıklama ve örneklendirmeden yararlanılır.

 

—Kesin, açık ve anlaşılır ifadelere yer verilir.

 

—Sade, gösterişsiz bir dil kullanılır.

Öğretici metinlerde okuyucunun gerekli bilgi birikimine sahip olması gerekir.

Açıklayıcı metinler

Tartışmacı metinler

Tartışmacı anlatımda iki farklı bakış açısının olduğu konular işlenir.

Kanıtlayıcı metinler

Kanıtlayıcı anlatımda kendi görüşünü kabul ettirme amaçlanır.

 


DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI

Düşünceyi geliştirme yöntemlerinden, dört temel anlatım türünün (açıklama, tartışma, betimleme, öyküleme) birinin içinde yararlanılabileceği gibi bu yöntemlerden herhangi biri parçanın anlatımında hâkim konumda da olabilir.

 >  Düşünceyi geliştirme yolları; tanımlama, karşılaştırma, örneklendirme, tanık gösterme, sayısal verilerden yararlanma ve benzetme olmak üzere altı başlıkta incelenir:

1. Tanımlama

Bir kavram veya varlığın ne olduğunun açıklanmasına tanımlama denir. Genelde açıklayıcı ve tartışmacı anlatım tekniklerin­de tanımlamadan yararlanılır. Varlık ya da kavramın okuyucunun zihninde daha belirginleşmesi amaçlanır. Tanım, “Bu nedir?” sorusuna cevap verir.

 

Örnek

 “Destanlar, tarihten önce ve tarihin başlangıcı sırasında bir milletin geçirdiği maceraları, yetiştirdiği kahramanları; doğa, evren ve toplum olayları hak­kında düşündüklerini ve bunlar karşısında aldığı va­ziyetleri anlatan din ve kahramanlık hikâyeleridir.”

Parçada açıklayıcı anlatım tekniği kullanılarak destanlar hakkında bilgi verilmiştir. Ancak bu yapılırken ilk cümlede “Destan nedir?” sorusuna cevap olacak şekilde tanımlamadan yararlanılmıştır.

 

 2. Karşılaştırma

Birden fazla varlık ya da kavram arasındaki benzerlik veya farklılıkları ortaya koymak için kullanılan anlatım yoluna karşılaştırma denir. Daha çok tartışmacı ve açıklayıcı anlatım içinde kullanılan bu yöntemde, varlıkların farklı ya da ortak yönleri ele alınır.

Örnek

“Konuşma ile yazma farklıdır. Konuşma geçicidir, yazma kalıcı. Konuşma anlıktır, yazma sonsuz. Yazıya geçirilen her şey olduğu gibi korunur. Konuşma ise saman alevi gibi söylendiği anda yitip gider.”

Bu parçada “konuşma” ile “yazma” karşılaştırılmış, yazmanın konuşmadan üstün olduğu belirtilmiştir.

 3. Örneklendirme

Bir düşüncenin somut hâle getirilerek daha anlaşı­lır kılınması için anlatılan konuyla ilgili örnekler verilmesine örneklendirme denir. Düşüncenin anlaşılır ve akılda kalıcı olması amaçlanır. Bazen önce bir örnek verilerek veya fıkra anlatılarak konuya giriş yapılır. Bunlardan hareketle de bir yargıya varılır.

Örnek

» “Bir yerde sabit civata gibi dönüp duranların ne kendilerine faydaları vardır, ne çevredekilere. Oysa dünyaya bakalım; her şey değişir, durmadan yol alır. Su, buhar olur, yağmura dönüşür; tohum, baş verir, çiçeğe durur; civciv, pek cılız doğar, kocaman bir horoz olur. Dünyada hiçbir şey durmaz. Bu doğanın bir parçası olan insan neden dursun?”

Bu parçada insanın yerinde durmaması gerektiği görüşünü yazar, doğadan hareketle örneklendirmiştir. Önce görüşünü söylemiş, daha sonra bu görüşünü örneklendirmiştir: Doğada her şey hareket hâlinde ve değişim içindedir, insan da buna ayak uydurma­lıdır.

 

 4. Tanık Gösterme

Yazarın, savunduğu düşüncenin doğruluğuna okuyucuyu inandırabilmek için tanınan ve görüşlerine itibar edilen kişilerin sözlerinden alıntı yapılmasına tanık gösterme denir.

Kişinin sadece ismini yazıda kullanmak, tanık gösterme için yeterli değildir. Bu, örneklendirme olur. Tanık göstermede önemli olan, kişinin sözünü destekleyici olarak kullanmaktır. Bu da kişinin düşüncelerinin tırnak içinde aktarılması ile olur.

Önce yazar kendi görüşünü verir. Daha sonra bu görüşü kanıtlamak, inandırıcılığı artırmak için, o alanda tanınmış bir kişiden söz edip, o kişinin sözlerine yer verilir.

Örnek

 “Deneme, büyük savlar içermez. Daha çok duyguya, sezgiye, birikime ve akla dayanır. Denemede yazar kendi birikimini, içinden gelenleri özgürce aktarır. Bu nedenle Nurullah Ataç deneme için: “Deneme benin ülkesidir.” der. Bu görüşe katılmamak elde değildir.”

Bu parçada yazar, deneme yazı türü ile ilgili görüşlerini aktarmıştır. Görüşlerinin inandırıcı kılmak için bu alanda söz sahibi olan ünlü denemeci Nurullah Ataç’tan alıntı yapmış, onun sözlerini aktarmıştır.

 

 5. Sayısal Verilerden Yararlanma

Düşüncenin kanıtlanabilmesi için istatistiksel bilgilerden, anketlerden ya da grafiklerden yararlanıl­masıdır.

Örnek

“Ormanlar, dünyamızın akciğerleri gibidir. Ağaç ve ormanın insan hayatına doğrudan ve dolaylı o kadar çok faydası vardır ki… Aklıma gelen birkaçını sıralayayım isterseniz. O zaman ne demek istediğimi daha iyi anlamış olursunuz. Tabiatın harika, sessiz süpürgeleri ormanlar yaratılmasaydı yaşadığımız dünya tozdan geçilmeyecekti. 1000 m² ladin ormanı yılda 32 ton, kayın ormanı 68 ton ve çam ormanı ise 30-40 ton tozu hüp diye emebilir ve hava­daki zehirli gazları da filtre eder.”

 

6. Benzetme

Bir kavramı ya da varlığı başka bir kavram ya da varlığın özellikleriyle anlatmaya benzetme denir.

Örnek

 “Birikimsiz yazarlık saman alevi gibidir. Saman alevi çabucak tutuşup yine çabucak söner. Yazmak için yeterli donanıma sahip olmayan birikimsiz yazarlar da parlamış olsalar bile elbet bir gün saman alevi gibi sönüp giderler.”

Parçada, birikimden yoksun yazarlar saman alevine benzetilmiştir. Bunların kalıcı olamayacağı, bu benzetmeden yararlanılarak vurgulanmıştır.

(bazı örneklerde alıntı yapılmıştır.) 


Yorumlar - Yorum Yaz
Anket
Kitap okumak, paragraf çözümünde ne kadar yararlıdır?
TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERİ
İSLAMİ DÖNEM İLK DİL VE EDEBİYAT ÜRÜNLERİ
ANLATICI BAKIŞ AÇISI
Özet Bilgiler